a bit az, biraz
a couple bir çift
a few birkaç
a littlebiraz
a littlebiraz
abandon (v)terk etmek
abandoned (adj)terkedilmiş
ability (n)yetenek
able (adj)yetenekli
about (adv)yaklaşık
about (pr)hakkında
above (adv)yukarıda
above (pr)…nın üzerinde
abroad (adv)yurt dışı
absence (n)yokluk
absent (adj)yok
absolute (adj)tam, kesin
absolutely (adv)kesinlikle
absorb (v)emmek
abuse (n)kötüye kullanma
abuse (v)kötüye kullanmak, kaba sözler sarf etmek
academic (adj)akademik
accent (n)aksan, vurgu
accept (v)kabul etmek, onaylamak
acceptable (adj)kabul edilebilir
access (n)erişim
accident (n)kaza
accidental (adj)kaza eseri
accidentally (adv)kazara
accommodation (n)kalacak yer
accompany (v)eşlik etmek
according to (pr)…e göre
account (n)hesap, rapor
account (v)değerlendirmek
accurate (adj)doğru
accurately (adv)kesin olarak
accuse (v)suçlamak
achieve (v)başarmak
achievement (n)başarı
acid (n)asit
acknowledge (v)kabul etmek
acquire (v)elde etmek
across (adv)karşıdan karşıya
across (pr)karşıdan karşıya, …çapında
act (n)eylem, rol, perde (tiyatro), kanun
act (v)davranmak, rol almak
action (n)hareket
active (adj)etkin
actively (adv)aktif bir şekilde
activity (n)etkinlik, eylem
actor (n)erkek oyuncu
actress (n)bayan oyuncu
actual (adj)gerçek
actually (adv)aslında
ad (n)reklam
adapt (v)uyarlamak, uyum sağlamak
add (v)eklemek
addition (n)ilave
additional (adj)ek olarak
address (n)adres
address (v)hitap etmek, sorunla ilgilenmek
adequate (adj)yeterli
adequately (adv)yeterli şekilde
adjust (v)ayarlamak, uyum sağlamak
admiration (n)hayranlık
admire (v)hayran olmak
admit (v)kabul etmek, itiraf etmek
adopt (v)evlat edinmek, benimsemek
adult (adj)yetişkin
adult (n)yetişkin
advance (n)ilerleme
advance (v)ilerlemek
advanced (adj)gelişmiş
advantage (n)yarar
adventure (n)macera
advert (n)ilan
advertise (v)reklamını yapmak
advertisement (n)reklam
advertising (n)reklamcılık
advice (n)tavsiye
advise (v)öğüt vermek
affair (n)mesele, ilişki
affect (v)etkilemek
affection (n)şefkat
afford (v)maddi gücü yetmek
afraid (adj)korkmuş
after (adv)…den sonra
after (c)…den sonra
after (pr)…den sonra
afternoon (n)öğleden sonra
afterwards (adv)ardından
again (adv)tekrardan, yeniden
against (pr)…e karşı
age (n)yaş, çağ, yaşlanma
aged (adj)yaş, yaşlı
agency (n)acente, temsilcilik
agent (n)ajan, etken
aggressive (adj)saldırgan
ago (adv)önce
agree (v)aynı fikirde olmak, kabul etmek, bağdaşmak
agreement (n)kabul, antlaşma
ahead (adv)önde
aid (n)yardım
aid (v)yardım etmek
aim (n)hedef
aim (v)amaçlamak, hedef almak
air (n)hava
aircraft (n)hava aracı
airport (n)hava limanı
alarm (n) 
alarm (v)birini endişelendirmek
alarmed (adj)paniğe kapılmış
alarming (adj)korkutucu
alcohol (n) 
alcoholic (adj) 
alcoholic (n) 
alive (adj)canlı
all (adv) 
all (dt) 
all (pron) 
all right (adj) 
all right (adv) 
all right (ex) 
allied (adj) 
allow (v)izin vermek
ally (n) 
ally (v) 
almost (adv)neredeyse
alone (adj)kendi başına
alone (adv) 
along (adv) 
along (pr) 
alongside (adv) 
alongside (pr) 
aloud (adv) 
alphabet (n) 
alphabetical (adj) 
alphabetically (adv) 
already (adv)çoktan, şimdiden
also (adv)ayrıca
alter (v)değiştirmek
alternative (adj)alternatif
alternative (n)seçenek
alternatively (adv)alternatif olarak
although (c) 
altogether (adv)hep birlikte
always (adv)her zaman
amaze (v) 
amazed (adj) 
amazing (adj)şaşırtıcı
ambition (n)hırs
ambulance (n) 
among (pr)… arasında
amongst  
amount (n)tutar
amount (v) 
amuse (v)eğlendirmek
amused (adj)eğlenmiş
amusing (adj)eğlenceli
analyse (v)analiz etmek
analysis (n) 
ancient (adj)eski
and (c) 
anger (n)kızgınlık
angle (n)açı
angrily (adv)asabi bir şekilde
angry (adj)kızgın
animal (n) 
ankle (n) 
anniversary (n)yıldönümü
announce (v)bir haberi halka duyurmak
annoy (v)birini öfkelendirmek
annoyed (adj)sinirli
annoying (adj)can sıkıcı
annual (adj)senelik
annually (adv)yılda bir kez
another (dt) 
another (pron) 
answer (n)cevap
answer (v)cevap vermek
anti- (prex) 
anticipate (v)ummak
anxiety (n)endişe
anxious (adj)endişeli
anxiously (adv)endişeyle
any (adv) 
any (dt) 
any (pron) 
anyone (pron) 
anything (pron) 
anyway (adv) 
anywhere (adv) 
apart (adv) 
apart from (pr) 
apartment (n) 
apologize (v)özür dilemek
apparent (adj)açık
apparently (adv)görünüşte, görünüşe göre, belli ki
appeal (n)ricada bulunma, çekicilik
appeal (v)başvurmak, cezbetmek
appear (v)ortaya çıkmak
appearance (n)görünüm
apple (n) 
application (n)başvuru, uygulama
apply (v)başvurmak, ilgilendirmek, uygulamak
appoint (v) 
appointment (n)randevu, atama
appreciate (v)takdir etmek
approach (n)yaklaşım, yanaşma
approach (v)yaklaşmak
appropriate (adj)uygun
approval (n)onay
approve (of) (v) 
approving (adj)onaylayıcı
approximate (adj) 
approximately (adv)tahminen
April (n) 
area (n)bölge
argue (v)tartışmak, ileri sürmek
argument (n)tartışma
arise (v)ortaya çıkmak
arm (n)kol
arm (v) 
armed (adj)silahlı
arms (n) 
army (n)ordu
around (adv) 
around (pr) 
arrange (v)düzenlemek
arrangement (n)düzenleme, anlaşma
arrest (n)tutuklama
arrest (v)tutuklamak
arrival (n)varış, ortaya çıkış
arrive (v)varmak
arrow (n) 
art (n)sanat
article (n)makale, fıkra (hukuk)
artificial (adj)yapay
artificially (adv)yapay bir şekilde
artist (n) 
artistic (adj) 
as (adv) 
as (c)…dığı için, …iken, … gibi, …dıkça
as (pr)… olarak
as soon as  
as well (as)  
ashamed (adj)utanmış
aside (adv) 
aside from  
ask (v)sormak, çağırmak, rica etmek
asleep (adj)uyuyan
aspect (n)bölüm, yön
assist (v)yardım etmek
assistance (n)yardım
assistant (adj) 
assistant (n)yardımcı
associate (v)ilişkilendirmek
associated with  
association (n)kuruluş
assume (v) 
assure (v) 
at (pr) 
at first  
at least  
atmosphere (n)atmosfer
atom (n) 
attach (v)tutturmak
attached (adj)sevgiyle bağlı
attack (n)saldırı
attack (v)saldırmak
attempt (n)teşebbüs
attempt (v)teşebbüs etmek
attempted (adj) 
attend (v)katılmak
attention (n)ilgi, özen
attitude (n)tavır
attorney (n) 
attract (v)çekmek
attraction (n)çekim
attractive (adj)çekici
audience (n)seyirci
August (n) 
aunt (n) 
author (n)yazar
authority (n)yetki, uzman
automatic (adj) 
automatically (adv) 
autumn (n) 
auxiliary (v) 
available (adj)uygun
average (adj)ortalama, sıradan
average (n)ortalama, vasat
avoid (v)kaçınmak
awake (adj)uyanık
award (n)ödül
award (v)ödüllendirmek
aware (adj)farkında
away (adv) 
awful (adj)korkunç
awfully (adv) 
awkward (adj)tuhaf, uygunsuz
awkwardly (adv)acemice
baby (n)bebek
back (adj)arka
back (adv) 
back (n) 
back (v)arka çıkmak, geri gitmek
background (n)bir hadisenin oluş biçimi
backward (adj) 
backwards (adv) 
bacteria (n) 
bad (adj)kötü
badly (adv)kötü bir şekilde
bad-tempered (adj) 
bag (n) 
baggage (n) 
bake (v)fırında pişirmek
balance (n)denge
balance (v)dengelemek
ball (n) 
ban (n)resmi yasaklama
ban (v)yasaklamak
band (n)müzik grubu
bandage (n) 
bandage (v) 
bank (n) 
bar (n) 
bargain (n)kelepir, pazarlık
barrier (n)bariyer, engel
base (n)taban
base (v)temellendirmek
based on  
basic (adj)temel
basically (adv)esas olarak
basis (n)temel
bath (n) 
bathroom (n) 
battery (n) 
battle (n)savaş
bay (n)körfez
be (v) 
be called  
be going to  
be sick  
beach (n) 
beak (n) 
bear (v)tahammül etmek, sahip olmak
beard (n) 
beat (n)kalp atışı
beat (v)yenmek, dövmek
beautiful (adj)güzel
beautifully (adv)güzelce
beauty (n)güzellik
because (c) 
because of (pr) 
become (v)olmak
bed (n) 
bedroom (n) 
beef (n) 
beer (n) 
before (adv)daha önce
before (c)…dan önce
before (pr)…dan önce
begin (v)başlamak
beginning (n) 
behalf (n) 
behave (v)davranmak
behaviour (n)davranış
behind (adv) 
behind (pr) 
belief (n)inanç
believe (v)inanmak
bell (n) 
belong (v)kendini bir yere ait hissetmek
below (adv) 
below (pr) 
belt (n)kemer
bend (n)kıvrım
bend (v)bükmek, boyun eğmek
beneath (adv) 
beneath (pr) 
benefit (n)fayda, para yardımı
benefit (v)yararlanmak
bent (adj) 
beside (pr) 
bet (n) 
bet (v) 
better  
betting (n) 
between (adv) 
between (pr)… arasında
beyond (adv) 
beyond (pr) 
bicycle (n) 
bid (n) 
bid (v) 
big (adj)büyük
bill (n)fatura, kanun tasarısı
bin (n) 
biology (n) 
bird (n) 
birth (n)doğum
birthday (n)doğum günü
biscuit (n) 
bit (n) 
bite (n)ısırma
bite (v)ısırmak, kötü etkilemek
bitter (adj)keskinlik
bitterly (adv)acımasızca
black (adj) 
black (n) 
blade (n) 
blame (n)suç
blame (v)suçlamak
blank (adj) 
blank (n) 
blankly (adv) 
blind (adj)kör
block (n)blok
block (v)engel olmak
blond (adj) 
blonde (adj) 
blonde (n) 
blood (n)kan
blow (n)vurma, sümkürme
blow (v)esmek, patlamak
blue (adj) 
blue (n) 
board (n)kurul
board (v)binmek
boat (n) 
body (n)vücut, gövde, ceset
boil (v)kaynamak
bomb (n)bomba
bomb (v)bombalamak
bone (n)kemik
book (n)kitap
book (v)yer ayırtmak
boot (n) 
border (n)sınır
bore (v)bıkkınlık vermek
bored (adj)canı sıkkın
boring (adj)sıkıcı
born: (v) 
borrow (v)ödünç almak
boss (n)patron
both (dt) 
both (pron) 
bother (v) 
bottle (n)şişe, biberon
bottom (adj) 
bottom (n)dip
bound (adj) 
bound to  
bowl (n) 
box (n) 
boy (n) 
boyfriend (n) 
brain (n)beyin
branch (n)dal
brand (n)marka
brave (adj)cesur
bread (n)ekmek
break (n)ara
break (v)kır(ıl)mak
breakfast (n)kahvaltı
breast (n)göğüs
breath (n)nefes
breathe (v)nefes almak
breathing (n) 
breed (n) 
breed (v) 
brick (n) 
bridge (n)köprü
brief (adj)kısa
briefly (adv)kısaca
bright (adj)parlak, zeki
brightly (adv)ışıl ışıl
brilliant (adj)çok iyi, oldukça akıllı, parlak
bring (v)getirmek, neden olmak
broad (adj)geniş, kapsamlı
broadcast (n)radyo, tv yayını
broadcast (v)televizyon/ radyo yayını yapmak
broadly (adv)genel anlamda
broken  
broken (adj)kırık
brother (n) 
brown (adj) 
brown (n) 
brush (n)fırça
brush (v)fırçalamak
bubble (n) 
budget (n)bütçe
build (v)kurmak
building (n)bina, inşa etme
bullet (n)mermi
bunch (n) 
burn (v)yakmak
burnt (adj) 
burst (v)patlamak, duygu patlaması yaşamak
bury (v)gömmek, maziye gömmek
bus (n) 
bush (n) 
business (n)ticaret, iş yeri
businessman (n)iş adamı
businesswoman (n) 
busy (adj)meşgul
but (c) 
butter (n) 
button (n) 
buy (v)satın almak
buyer (n) 
by (adv) 
by (pr)…e kadar, …erek, …arak, …nın yanında
by accident  
by means of  
bye (ex) 
cabinet (n) 
cable (n) 
cake (n) 
calculate (v)hesaplamak
calculation (n)hesap
call (n)adlandırılmak, çağırmak, telefonla aramak
call (v)telefon etmek, adlandırmak
calm (adj)sakin
calm (n) 
calm (v)sakinleştirmek
calmly (adv) 
camera (n) 
camp (n) 
camp (v) 
campaign (n)kampanya
camping (n) 
can (n)teneke
can (v) 
cancel (v)iptal etmek
cancer (n) 
candidate (n)aday
candy (n) 
cannot  
cap (n) 
capable (of) (adj) 
capacity (n)kapasite
capital (adj)ana, büyük harfle
capital (n)başkent, büyük harf, sermaye
captain (n) 
capture (n)esir
capture (v)ele geçirmek
car (n) 
card (n) 
cardboard (n) 
care (n)bakım, özen
care (v)önemsemek, ilgilenmek
care for  
career (n) 
careful (adj)dikkatli
carefully (adv)dikkatle
careless (adj)dikkatsiz
carelessly (adv) 
carpet (n) 
carrot (n) 
carry (v)taşımak
case (n)durum, dava, hastalık vakası, kap, valiz
cash (n)nakit
cast (n) 
cast (v)oyuncu seçimi yapmak, ışık yaymak
castle (n)kale
cat (n) 
catch (v)yakalamak, (hastalık) yakalanmak
category (n) 
cause (n)neden, amaç
cause (v)sebep olmak
CD (n) 
cease (v)durdurmak
ceiling (n) 
celebrate (v)kutlamak
celebration (n)kutlama
cell (n)hücre, küçük oda, pil
cellphone (n) 
cent  
cent (n) 
centimetre (n) 
central (adj)esas
centre (n)merkez
century (n)yüzyıl
ceremony (n) 
certain (adj)kesin
certain (pron) 
certainly (adv)kesinlikle
certificate (n) 
chain (n)dizi
chain (v) 
chair (n) 
chairman (n)başkan
chairwoman (n) 
challenge (n)sorun, meydan okuma
challenge (v)meydan okumak
chamber (n) 
chance (n)fırsat, şans, risk
change (n)değişim
change (v)değişmek
channel (n) 
chapter (n)kitabın bölümleri
character (n)kişilik
characteristic (adj)karakteristik
characteristic (n)özellik
charge (n)ücret, suçlama
charge (v)fiyat istemek, suçlamak, saldırmak, şarj etmek
charity (n) 
chart (n) 
chart (v) 
chase (n) 
chase (v) 
chat (n)sohbet
chat (v)sohbet etmek
cheap (adj)ucuz
cheaply (adv)ucuz fiyata
cheat (n) 
cheat (v) 
check (n)çek
check (v)kontrol etmek
cheek (n) 
cheerful (adj)neşeli
cheerfully (adv) 
cheese (n) 
chemical (adj) 
chemical (n) 
chemist (n) 
chemistry (n) 
chemist’s (n) 
cheque (n) 
chest (n)göğüs kafesi
chew (v)çiğnemek
chicken (n) 
chief (adj)başlıca
chief (n) 
child (n) 
chin (n) 
chip (n) 
chocolate (n) 
choice (n)seçim, seçenek
choose (v)seçmek
chop (v) 
church (n) 
cigarette (n) 
cinema (n) 
circle (n)çember
circumstance (n)durum
citizen (n)yurttaş
city (n) 
civil (adj)sivil, medeni
claim (n)iddia, talep
claim (v)iddia etmek, talep etmek
clap (n) 
clap (v) 
class (n)sınıf (okul), ders, sınıf
classic (adj) 
classic (n) 
classroom (n) 
clean (adj)temiz
clean (v)temizlemek
clear (adj)açık, açık (hava)
clear (v)aç(ıl)mak
clearly (adv)açıkça
clerk (n) 
clever (adj)zeki
click (n) 
click (v) 
client (n)müşteri
climate (n)iklim
climb (v)tırmanmak
climbing (n)dağcılık
clock (n)saat
close (adj)samimi, benzer, kapalı, yakın (zaman, mesafe)
close (v)kapatmak
closed (adj) 
closely (adv)bağlantılı, yakından
closet (n) 
cloth (n)kumaş
clothes (n)giysiler
clothing (n)giyecek
cloud (n)bulut
club (n) 
cm abbr. 
coach (n)koç
coal (n)kömür
coast (n)sahil
coat (n)palto, kürk, tabaka
code (n) 
coffee (n) 
coin (n) 
cold (adj)soğuk
cold (n)soğuk algınlığı
coldly (adv) 
collapse (n)çökme, düşüş
collapse (v)düşmek, yıkılmak
colleague (n)meslektaş
collect (v)toplamak, koleksiyon yapmak
collection (n)koleksiyon
college (n) 
colour (n) 
colour (v) 
coloured (adj) 
column (n) 
combination (n)birleşim
combine (v)birleştirmek
come (v)gelmek
comedy (n) 
comfort (n)rahatlık, teselli
comfort (v) 
comfortable (adj)rahat
comfortably (adv)rahatça
command (n) 
command (v) 
comment (n)yorum
comment (v)yorum yapmak
commercial (adj)ticari
commission (n) 
commission (v) 
commit (v)suç işlemek, adamak
commitment (n)sadakat, sorumluluk
committee (n) 
common (adj)yaygın, ortak, sıradan
commonly (adv)genellikle
communicate (v)iletişim kurmak
communication (n)iletişim
community (n)toplum
company (n)şirket, eşlik
compare (v)karşılaştırmak
comparison (n)karşılaştırma
compete (v)rekabet etmek
competition (n)rekabet
competitive (adj)rekabetçi
complain (v)şikayet etmek
complaint (n)şikayet
complete (adj)tam anlamıyla
complete (v)tamamlamak
completely (adv)tamamen
complex (adj)karmaşık, anlaşılması zor
complicate (v)karmaşık hâle getirmek, (hastalık) kötüleştirmek
complicated (adj)karmaşık
computer (n)bilgisayar
concentrate (v)yoğunlaşmak
concentration (n)yoğunlaşma, yoğunluk
concept (n)kavram
concern (n)endişe
concern (v)endişelendirmek, ilgili olmak
concerned (adj)endişeli, ilgili
concerning (pr)… ile ilgili
concert (n) 
conclude (v)bit(ir)mek
conclusion (n)sonuç
concrete (adj)kesin
concrete (n) 
condition (n)durum, şart
conduct (n) 
conduct (v)düzenlemek, idare etmek, elektriği/ısıyı iletmek
conference (n) 
confidence (n)güven
confident (adj)kendinden emin
confidently (adv)kendine güvenir bir şekilde
confine (v) 
confined (adj) 
confirm (v)kesinleştirmek, doğrulamak
conflict (n)anlaşmazlık, çatışma
conflict (v)anlaşamamak, çatışmak
confront (v)karşılaşmak
confuse (v)kafasını karıştırmak
confused (adj)kafası karışık
confusing (adj)kafa karıştıran
confusion (n)karmaşa
congratulations (n) 
congress (n) 
connect (v)bağlamak, bağlantı kurmak
connection (n)ilişki
conscious (adj)ayık, kasıtlı
consequence (n)sonuç
conservative (adj) 
consider (v)düşünmek
considerable (adj)kaydadeğer
considerably (adv)bir hayli
consideration (n)değerlendirme, hesaba katma
consist of (v) 
constant (adj)sürekli, sabit
constantly (adv)sürekli
construct (v)inşa etmek
construction (n)inşaat
consult (v)danışmak
consumer (n)tüketici
contact (n)iletişim, dokunma, tanıdık
contact (v)temas/irtibat kurmak
contain (v)kapsamak, kontrol altına almak
container (n)kap
contemporary (adj)çağdaş
content (n)içerik
contest (n)yarışma
context (n)bağlam
continent (n)kıta
continue (v)devam etmek
continuous (adj)devamlı
continuously (adv)aralıksız
contract (n)sözleşme
contract (v)küçül(t)mek, hastalık kapmak, sözleşme yapmak
contrast (n)karşılaştırma
contrast (v) 
contrasting (adj) 
contribute (v)katkıda bulunmak
contribution (n)katkı
control (n)kontrol
control (v)kontrol etmek
controlled (adj) 
convenient (adj)uygun
convention (n)kongre, gelenek
conventional (adj)geleneksel
conversation (n)konuşma
convert (v)dönüştürmek
convince (v)ikna etmek
cook (n) 
cook (v)pişmek
cooker (n) 
cookie (n) 
cooking (n)yemek pişirme
cool (adj)soğuk, sakin
cool (v)soğutmak, soğumak
cope (with) (v) 
copy (n)kopya, nüsha
copy (v)kopyalamak
core (n)esas
corner (n)köşe
correct (adj)doğru
correct (v)düzeltmek
correctly (adv)doğru bir şekilde
cost (n)maliyet
cost (v)mal olmak
cottage (n) 
cotton (n) 
cough (n)öksürük
cough (v)öksürmek
coughing (n) 
could  
could (v) 
council (n)meclis
count (v)saymak, önemsemek, göz önünde bulundurmak
counter (n) 
country (n)ülke
countryside (n)kırsal alan
county (n) 
couple (n)çift
courage (n)cesaret
course (n) 
court (n)mahkeme
cousin (n) 
cover (n)kaplama
cover (v)kaplamak, içermek
covered (adj) 
covering (n) 
cow (n) 
crack (n) 
crack (v)çatlamak
cracked (adj) 
craft (n) 
crash (n)çarpışma, iflas, çökme
crash (v)çarpmak, iflas etmek, (bilgisayar) çökmek
crazy (adj) 
cream (adj) 
cream (n) 
create (v)yaratmak
creature (n)yaratık
credit (n)övgü
credit card (n) 
crime (n)suç
criminal (adj)suç unsuru taşıyan
criminal (n)sabıkalı
crisis (n)bunalım
crisp (adj) 
criterion (n) 
critical (adj)eleştirel, önemli, hassas
criticism (n) 
criticize (v)eleştirmek
crop (n)ekin
cross (n)çarpı işareti
cross (v)geçmek, melezlemek, çizgi çekmek
crowd (n)kalabalık
crowded (adj)kalabalık
crown (n) 
crucial (adj)kritik
cruel (adj) 
crush (v) 
cry (n)haykırış
cry (v)ağlamak, seslenmek
cultural (adj)kültürel
culture (n)kültür
cup (n) 
cupboard (n) 
curb (v) 
cure (n)tedavi
cure (v)tedavi etmek
curious (adj)meraklı
curiously (adv)meraklı bir şekilde
curl (n) 
curl (v) 
curly (adj) 
current (adj)güncel
current (n)akım
currently (adv)şu anda
curtain (n)perde
curve (n)eğri
curve (v)kıvrılmak
curved (adj)kavisli
custom (n)gelenek, gümrük
customer (n)müşteri
customs (n)gümrük
cut (n)kesik, kesi
cut (v)kesmek, azaltmak
cycle (n)bisiklet, olaylar zinciri, devir
cycle (v)bisiklete binmek
cycling (n)pedal çevirme
dad (n) 
daily (adj) 
damage (n)zarar
damage (v)zarar vermek
damp (adj) 
dance (n) 
dance (v) 
dancer (n) 
dancing (n) 
danger (n)tehlike
dangerous (adj)tehlikeli
dare (v)cesaret etmek, meydan okumak
dark (adj)karanlık, ürkütücü
dark (n)karanlık
data (n)veri
date (n)tarih
date (v)tarihlendirmek
daughter (n) 
day (n) 
dead (adj)ölü
deaf (adj)sağır
deal (n)anlaşma
deal (v) 
deal with (v) 
dear (adj) 
death (n)ölüm
debate (n)tartışma
debate (v)tartışmak
debt (n)borç
decade (n) 
decay (n)çürük
decay (v)çürümek
December (n) 
decide (v)karar vermek
decision (n)karar
declare (v)ilan etmek
decline (n)azalma
decline (v)azalmak, reddetmek, gerilemek
decorate (v) 
decoration (n) 
decorative (adj) 
decrease (n)azalma
decrease (v)azal(t)mak
deep (adj)derin, karmaşık, koyu
deep (adv) 
deeply (adv)çok
defeat (n)yenilgi
defeat (v) 
defence (n)müdafaa, savunma
defend (v)savunmak
define (v)tanımlamak, belirtmek
definite (adj)kesin
definitely (adv)kuşkusuz
definition (n)tanımlama
degree (n)derece, diploma
delay (n)gecikme
delay (v)ertelemek, geciktirmek
deliberate (adj)kasti
deliberately (adv)kasıtlı olarak
delicate (adj)hassas
delight (n) 
delight (v) 
delighted (adj) 
deliver (v)teslim etmek
delivery (n)teslimat, doğum
demand (n)talep
demand (v)talep etmek, gerektirmek
demonstrate (v)göstermek
dentist (n)dişçi
deny (v)inkar etmek, reddetmek
department (n) 
departure (n)kalkış, sapma
depend (on) (v) 
deposit (n) 
deposit (v) 
depress (v) 
depressed (adj)bunalımlı
depressing (adj)iç karartıcı
depth (n)derinlik
derive (v)türemek
describe (v)tanımlamak
description (n)tanımlama
desert (n)çöl
desert (v)terk etmek
deserted (adj) 
deserve (v)hak etmek
design (n)tasarım
design (v)tasarlamak
desire (n)arzu
desire (v) 
desk (n) 
desperate (adj)kritik, çaresiz
desperately (adv)umutsuzca
despite (pr)…e rağmen
destroy (v)yıkmak
destruction (n)tahrip
detail (n)ayrıntı
detailed (adj)ayrıntılı
determination (n)azim
determine (v)belirlemek
determined (adj)azimli
develop (v)gelişmek, yakalanmak, ortaya çıkmak
development (n)büyüme
device (n)cihaz
devote (v)adamak
devoted (adj) 
diagram (n) 
diamond (n) 
diary (n) 
dictionary (n) 
die (v)ölmek
diet (n)beslenme, rejim
difference (n)ayrım, anlaşmazlık
different (adj)farklı
differently (adv)farklı şekilde
difficult (adj)zor
difficulty (n)zorluk
dig (v)kazmak
dinner (n) 
direct (adj)dümdüz
direct (v)yönetmek, doğrultmak
direction (n)yön
directly (adv)doğrudan
director (n)yönetici
dirt (n)pislik
dirty (adj)kirli
disabled (adj)engeli olan
disadvantage (n)dezavantaj
disagree (v)uyuşmamak
disagreement (n)anlaşmazlık
disappear (v)gözden kaybolmak
disappoint (v)hayal/düş kırıklığına uğratmak
disappointed (adj)hayal kırıklığına uğramış
disappointing (adj)hayal kırıklığına uğratan
disappointment (n)hayal kırıklığı
disapproval (n) 
disapprove (of) (v) 
disapproving (adj) 
disaster (n)afet
disc (n) 
discipline (n) 
discount (n)indirim
discover (v)keşfetmek
discovery (n)keşif
discuss (v)tartışmak
discussion (n)tartışma
disease (n)hastalık
disgust (n)tiksinti
disgust (v)tiksindirmek
disgusted (adj) 
disgusting (adj) 
dish (n)bulaşık
dishonest (adj)sahtekâr
dishonestly (adv) 
disk (n) 
dislike (n)beğenmeme
dislike (v)sevmemek
dismiss (v)ciddiye almamak
display (n)sergi
display (v)sergilemek
dissolve (v) 
distance (n)mesafe
distinguish (v)ayırt etmek
distribute (v)dağıtmak
distribution (n)dağıtım
district (n) 
disturb (v)rahatsız etmek
disturbing (adj)rahatsız edici
divide (v)bölmek, fikir ayrılığına düşmek
division (n) 
divorce (n)boşanma, ayrım
divorce (v)boşanmak
divorced (adj) 
do (v) 
doctor (n) 
document (n) 
dog (n) 
dollar (n) 
domestic (adj)yurt içi, evsel
dominate (v)egemen olmak
door (n) 
dot (n) 
double (adj)iki misli
double (adv)iki kat
double (n)çift
double (v)iki katına çıkmak
double (dt) 
doubt (n)şüphe
doubt (v)şüphelenmek
down (adv) 
down (pr) 
downstairs (adj) 
downstairs (adv) 
downstairs (n) 
downward (adj) 
downwards (adv) 
dozen (n) 
dozen (dt) 
Dr abbr. 
draft (adj) 
draft (n) 
draft (v) 
drag (v) 
drama (n) 
dramatic (adj)çarpıcı
dramatically (adv)ani bir biçimde
draw (v)çizmek, çekmek
drawer (n) 
drawing (n)çizim
dream (n)rüya
dream (v)rüya görmek, hayal kurmak
dress (n) 
dress (v)giyinmek
dressed (adj) 
drink (n) 
drink (v)içmek
drive (n) 
drive (v)(araba) sürmek
driver (n)sürücü
driving (n)sürme
drop (n)damla, düşüş
drop (v)düş(ür)mek, bırakmak
drug (n)ilaç
drugstore (n) 
drum (n) 
drunk (adj) 
dry (adj)kuru, kurak
dry (v)kurumak
due (adj) 
due to  
dull (adj) 
dump (n)çöplük
dump (v)bir kenera atmak
during (pr) 
dust (n)toz
dust (v)toz almak
duty (n)görev, gümrük vergisi
DVD (n) 
dying (adj) 
e.g. abbr. 
each (dt) 
each other (pron) 
each (pron) 
ear (n) 
early (adj)erken, başlarında
early (adv) 
earn (v)para kazanmak, hak etmek
earth (n)dünya, toprak
ease (n)kolaylık
ease (v)hafifletmek
easily (adv)kolay bir şekilde
east (adj)doğu
east (adv) 
east (n)doğu yönü
eastern (adj)doğuya ait
easy (adj)kolay
eat (v)yemek
economic (adj) 
economy (n) 
edge (n)kenar
edition (n)baskı
editor (n) 
educate (v)eğitmek
educated (adj)eğitimli
education (n)eğitim
effect (n)etki
effective (adj)etkili
effectively (adv)etkili bir şekilde
efficient (adj)verimli
efficiently (adv)verimli bir şekilde
effort (n)güç, çaba
egg (n) 
either (adv) 
either (dt) 
either (pron) 
elbow (n) 
elderly (adj)yaşlı
elect (v)oylamayla seçmek
election (n)seçim
electric (adj) 
electrical (adj) 
electricity (n) 
electronic (adj) 
elegant (adj)zarif
element (n)unsur, (kimya) element
elevator (n)asansör
else (adv)başka
elsewhere (adv)başka yere/yerde
email (n) 
email (v) 
embarrass (v)utandırmak
embarrassed (adj)utanmış
embarrassing (adj)utandırıcı
embarrassment (n)utandıran
emerge (v)ortaya çıkmak
emergency (n)acil
emotion (n)duygu
emotional (adj)duygusal
emotionally (adv)hisli bir şekilde
emphasis (n)vurgulama
emphasize (v)vurgulamak
empire (n)imparatorluk
employ (v)iş vermek, kullanmak
employee (n)işçi
employer (n)işveren
employment (n)iş, kullanma
empty (adj)boş
empty (v)boşaltmak
enable (v)olanak sağlamak
encounter (n)karşılaşma
encounter (v)karşılaşmak
encourage (v)teşvik etmek
encouragement (n)destek, teşvik
end (n)son, ölüm, amaç
end (v)bitmek
ending (n)hikayenin sonu
enemy (n)düşman
energy (n)enerji, güç
engage (v)ilgilendirmek
engaged (adj)nişanlı, meşgul
engine (n)motor
engineer (n)mühendis
engineering (n)mühendislik
enjoy (v)zevk almak, keyfini sürmek
enjoyable (adj)zevkli
enjoyment (n)zevk
enormous (adj)kocaman
enough (adv)yeterince
enough (dt) 
enough (pron) 
enquiry  
enquiry (n) 
ensure (v)temin etmek
enter (v)girmek, giriş yapmak
entertain (v)eğlendirmek
entertainer (n)eğlendirici kimse
entertaining (adj)eğlenceli
entertainment (n)eğlence
enthusiasm (n)heves
enthusiastic (adj)coşkulu
entire (adj)bütün
entirely (adv)bütünüyle
entitle (v) 
entrance (n)giriş
entry (n)giriş
envelope (n)zarf
environment (n)çevre
environmental (adj)çevresel
equal (adj)eşit
equal (n)denk
equal (v)eşit olmak, karşılık gelmek
equally (adv)eşit şekilde
equipment (n)teçhizat
equivalent (adj)eşit
equivalent (n)denk
error (n)hata
escape (n)kaçış
escape (v)kaçmak
especially (adv)özellikle
essay (n)deneme
essential (adj)gerekli
essential (n)temel
essentially (adv)gerçekten
establish (v)kurmak, saptamak, belirlemek
estate (n) 
estimate (n)tahmin
estimate (v)tahmin etmek
et cetera  
etc.  
euro (n)avro
even (adj) 
even (adv)bile
evening (n) 
event (n)olay, yarış
eventually (adv)en sonunda
ever (adv)hiç
every (dt) 
everyone (pron) 
everything (pron) 
everywhere (adv) 
evidence (n)kanıt
evil (adj)kötü
evil (n) 
ex-  
exact (adj)tam
exactly (adv)tam anlamıyla
exaggerate (v) 
exaggerated (adj) 
exam (n)sınav
examination (n)inceleme, sınav
examine (v)incelemek
example (n)örnek
excellent (adj)mükemmel
except (c)… hariç
except (pr)… hariç
exception (n)istisna
exchange (n)değiş tokuş
exchange (v)değiş tokuş etmek
excite (v)uyandırmak (tepki)
excited (adj)heyecanlı
excitement (n)heyecan
exciting (adj)heyecan verici
exclude (v)hesaba katmamak, dahil etmemek
excluding (pr)… hariç
excuse (n)bahane
excuse (v)affetmek
executive (adj) 
executive (n) 
exercise (n)egzersiz
exercise (v)egzersiz yapmak
exhibit (n) 
exhibit (v)sergilemek
exhibition (n)sergi
exist (v)var olmak
existence (n)varlık
exit (n)çıkış yolu
expand (v)genişle(t)mek
expect (v)ummak
expectation (n)beklenti
expected (adj)beklenen
expense (n)masraf
expensive (adj)pahalı
experience (n)deneyim
experience (v)tecbrübe edinmek
experienced (adj)deneyimli
experiment (n)deney, tecrübe
experiment (v)deney yapmak
expert (adj) 
expert (n)uzman
explain (v)açıklamak
explanation (n)açıklama
explode (v)patlamak
explore (v)keşfetmek
explosion (n)patlama
export (n)ihraç malı
export (v)ihraç etmek
expose (v)meydana çıkarmak
express (adj)hızlı
express (v)ifade etmek
expression (n)ifade
extend (v)uza(n)mak, kapsamak
extension (n)genişletme
extensive (adj)geniş çaplı
extent (n)derece
extra (adj) 
extra (adv) 
extra (n) 
extraordinary (adj)olağanüstü
extreme (adj)aşırı
extreme (n) 
extremely (adv)oldukça
eye (n)göz
face (n)yüz, cephe
face (v)karşılaşmak, kabul etmek, dönük olmak
facility (n)tesis
fact (n)olgu
factor (n)etken
factory (n)fabrika
fail (v)başarısız olmak
failure (n)başarısızıklık, hata, durma
faint (adj) 
faintly (adv) 
fair (adj)adil
fairly (adv)oldukça, adil olarak
faith (n)inanç
faithful (adj)sadık
faithfully (adv) 
fall (n) 
fall (v)düşmek, azalmak
fall asleep  
fall over  
false (adj)sahte, yalan, yanlış
fame (n)ün
familiar (adj)tanıdık
family (adj) 
family (n)aile
famous (adj)meşhur
fan (n)hayran, pervane
fancy (adj) 
fancy (v) 
far  
far (adj) 
far (adv)uzak
farm (n) 
farmer (n)çiftçi
farming (n)çiftçilik
farther  
farthest  
fashion (n)moda
fashionable (adj)moda
fast (adj)hızlı
fast (adv)hızlı
fasten (v) 
fat (adj)kilolu
fat (n)yağ
father (n) 
faucet (n) 
fault (n)hata, kusur
favour (n)taraf, iyilik
favourite (adj) 
favourite (n) 
fear (n)korku
fear (v)korkmak
feather (n) 
feature (n)özellik
feature (v)göze çarpan özelliği olmak
February (n) 
federal (adj) 
fee (n) 
feed (v)beslemek
feel (v)hissetmek, fikrine kapılmak
feel sick  
feeling (n)duygu, görüş
fellow (adj) 
fellow (n) 
female (adj) 
female (n) 
fence (n) 
festival (n) 
fetch (v) 
fever (n) 
few (adj) 
few (dt) 
few (pron) 
field (n)alan, branş
fight (n)dövüş
fight (v)kavga etmek, mücadele etmek
fighting (n) 
figure (n)sayı, şekil
figure (v)düşünmek, hesaplamak
file (n)dosya
fill (v)doldurmak
film (n)film
film (v)film çekmek
final (adj)son
final (n)son maç
finally (adv)sonunda, son olarak
finance (n) 
finance (v) 
financial (adj) 
find (v)bulmak
find out sth  
fine (adj)iyi
finely (adv) 
finger (n)parmak
finish (n)son
finish (v)bitirmek
finished (adj) 
fire (n)ateş
fire (v)ateş etmek, kovmak
firm (adj)katı, sabit, sıkı, sağlam
firm (adv) 
firm (n) 
firmly (adv)sıkıca, kesin olarak
first (adv) 
first (n) 
first (dt) 
fish (n) 
fish (v)balık tutmak
fishing (n) 
fit (adj)zinde
fit (v)uy(dur)mak, uygun olmak
fix (v)tamir etmek
fixed (adj)sabit
flag (n)bayrak
flame (n) 
flash (n) 
flash (v) 
flat (adj)düz
flat (n)apartman katı
flavour (n)tat
flavour (v)tat vermek
flesh (n) 
flight (n)uçuş, uçma
float (v)batmadan durmak, süzülmek (havada)
flood (n) 
flood (v) 
floor (n)zemin, kat
flour (n) 
flow (n)akıntı
flow (v)akmak
flower (n)çiçek
flu (n)grip
fly (n)sinek
fly (v)uçmak, uçakla gitmek
flying (adj) 
flying (n)uçma
focus (n)odak noktası
focus (v)odaklamak, odaklanmak
fold (n)katlama
fold (v) 
folding (adj) 
follow (v)takip etmek, anlamak
following (adj) 
following (n) 
following (pr)…den sonra
food (n)yiyecek
foot (n)ayak
football (n) 
for (pr)… için, …(süre) dir
for instance  
force (n)güç
force (v)zorlamak
forecast (n)tahmin
forecast (v)tahmin etmek
foreign (adj)yabancı
forest (n)orman
forever (adv)sonsuza kadar
forget (v)unutmak
forgive (v)affetmek
fork (n) 
form (n)form, biçim
form (v)oluşturmak, şekil vermek
formal (adj)resmi
formally (adv)resmi olarak
former (adj)önceki veya geçmiş
formerly (adv)önceden
formula (n) 
fortune (n) 
forward (adj)ileri, geleceğe dönük
forward (adv)ileriye doğru, geleceğe
forwards  
found (v)kurmak, dayan(dır)mak
foundation (n)kuruluş
frame (n)çerçeve
frame (v)ifade etmek, çerçevelettirmek
free (adj)müsait
free (adv) 
free (v)serbest bırakmak, kurtarmak
freedom (n)özgürlük
freely (adv)serbest bir şekilde
freeze  
freeze (v)donmak
frequent (adj)sık sık
frequently (adv)sıklıkla
fresh (adj)yeni, taze
freshly (adv) 
Friday (n) 
fridge (n) 
friend (n) 
friendly  
friendly (adj)dostane
friendship (n)arkadaşlık
frighten (v)korkutmak
frightened (adj)korkmuş
frightening (adj)korkutucu
from (pr)…den, …dan
front (adj)öndeki
front (n) 
frozen  
frozen (adj)dondurulmuş
fruit (n)meyve
fry (n) 
fry (v) 
fuel (n)yakıt
full (adj)dolu, doymuş
fully (adv)tamamıyla
fun (adj)eğlenceli
fun (n)eğlence
function (n)işlev
function (v)çalışmak
fund (n) 
fund (v)kaynak sağlamak
fundamental (adj)temel
funeral (n) 
funny (adj)komik
fur (n) 
furniture (n)mobilya
further  
further (adj)daha ileride
future (adj)gelecek
future (n)gelecek
gain (n)kazanç
gain (v)almak, kazanmak
gallon (n) 
gamble (n) 
gamble (v) 
gambling (n) 
game (n)oyun
gap (n)boşluk, fark
garage (n)garaj
garbage (n)çöp
garden (n)bahçe
gas (n)gaz, benzin
gasoline (n)araçlarda kullanılan gaz
gate (n)kapı
gather (v)toplamak
gear (n)vites, teçhizat
general (adj)genel
generally (adv)genellikle
generate (v)ortaya çıkarmak
generation (n)nesil, ürün
generous (adj)cömert
generously (adv)cömertçe
gentle (adj)nazik
gentleman (n)kibar kimse
gently (adv) 
genuine (adj)gerçek
genuinely (adv) 
geography (n)coğrafya
get (v)elde etmek
get off  
get on  
get rid of kurtulmak
giant (adj)devasa
giant (n)dev
gift (n)armağan, doğuştan gelen yetenek
girl (n)kız
girlfriend (n)kız arkadaş
give (sth) up  
give (v) 
give birth (to) doğurmak
give sth away  
give sth out  
glad (adj)memnun
glass (n)cam, bardak
glasses (n) 
global (adj)küresel, geniş çaplı
glove (n) 
glue (n) 
glue (v) 
go (v) 
go bad  
go down  
go up  
go wrong  
goal (n)amaç, gol
god (n) 
gold (adj)altın rengi
gold (n)altın
good (adj) 
good (n) 
good at  
good for  
goodbye (n) 
goodbye (ex) 
goods (n)eşya
govern (v)yönetmek
government (n)hükûmet
governor (n)yönetici
grab (v) 
grade (n)derece, sınıf
grade (v)puanlamak
gradual (adj)kademeli
gradually (adv)aşama aşama
grain (n) 
gram  
gram (n) 
grammar (n) 
grand (adj) 
grandchild (n) 
granddaughter (n) 
grandfather (n) 
grandmother (n)büyükanne
grandparent (n)büyükbaba/büyükanne
grandson (n) 
grant (n)ödenek
grant (v)vermek
grass (n)çim
grateful (adj)minnettar
grave (adj)ciddi
grave (n)mezar
gray  
great (adj)büyük, yüce
greatly (adv)oldukça
green (adj) 
green (n) 
grey (adj) 
grey (n) 
groceries (n) 
grocery (n)manav
ground (n)toprak
group (n)grup
grow (v)büyümek, uzamak, yetişmek
grow up  
growth (n)büyüme, artış
guarantee (n)güvence, teminat
guarantee (v)söz vermek, garanti altına almak
guard (n)muhafız, korumalık
guard (v)gözetim altında tutmak
guess (n)tahmin
guess (v)tahmin etmek
guest (n)misafir
guide (n)kılavuz
guide (v)yönlendirmek, rehberlik etmek, yol göstermek
guilty (adj)suçlu
gun (n)ateşli silah
guy (n) 
habit (n) 
hair (n)saç
hairdresser (n) 
half (adv) 
half (n) 
half (dt) 
half (pron) 
hall (n)salon, giriş
hammer (n) 
hand (n)el, yardım
hand (v)aktarmak
handle (n) 
handle (v)başa çıkmak, tutmak
hang (v)asmak, asılı kalmak
happen (v)olmak
happily (adv)mutlulukla
happiness  
happiness (n)mutluluk
happy  
happy (adj)mutlu
hard (adj)sert, zor, zahmetli
hard (adv) 
hardly (adv)neredeyse hiç
harm (n)zarar
harm (v)zarar vermek
harmful (adj)zararlı
harmless (adj)zararsız
hat (n)şapka
hate (n)nefret
hate (v)nefret etmek
hatred (n) 
have (v) 
have to  
he (pron) 
head (n)kafa
head (v)yönetmek, önde/üstte olmak
headache (n)baş ağrısı
heal (v)iyileş(tir)mek
health (n)sağlık
healthy (adj)sağlıklı, sağlığa yararlı
hear (v)duymak, dinlemek
hearing (n)işitme
heart (n)kalp, merkez
heat (n)ısı
heat (v)ısıtmak
heating (n)ısıtma
heaven (n) 
heavily (adv)şiddetle
heavy (adj)ağır, yoğun
heel (n) 
height (n)yükseklik
hell (n) 
hello (n) 
hello (ex) 
help (n) 
help (v)yardım etmek
helpful (adj)yardımsever
hence (adv) 
her (dt) 
her (pron) 
here (adv)burası
hero (n)kahraman
hers (pron) 
herself (pron) 
hesitate (v) 
hi (ex) 
hide (v)gizlemek
high (adj)yüksek
high (adv) 
highlight (n)en önemli kısım
highlight (v)vurgulamak
highly (adv)oldukça
highway (n)otoyol
hill (n)tepe
him (pron) 
himself (pron) 
hip (n) 
hire (n)kira
hire (v)kiralamak
his (dt) 
his (pron) 
historical (adj) 
history (n)tarih, geçmiş
hit (n)hedefe ulaşma
hit (v)vurmak, kötü etkilemek
hobby (n) 
hold (n)hüküm
hold (v)tutmak, (toplantı, görüşme) düzenlemek
hole (n)delik
holiday (n)tatil
hollow (adj) 
holy (adj)tanrısal
home (adv) 
home (n) 
homework (n) 
honest (adj)dürüst
honestly (adv)dürüst olarak
honour (n)şeref
hook (n) 
hope (n)umut
hope (v)ummak
horizontal (adj)yatay
horn (n) 
horror (n)korku
horse (n)at
hospital (n) 
host (n)ev sahibi, sunucu
host (v)ev sahipliği yapmak, sunuculuk yapmak
hot (adj)sıcak, acı
hotel (n) 
hour (n)saat
house (n)ev
household (adj) 
household (n)ev halkı
housing (n)mesken
how (adv) 
however (adv) 
huge (adj)kocaman
human (adj) 
human (n)insan
humorous (adj) 
humour (n)mizah
hungry (adj)
hunt (v)avlamak
hunting (n)avcılık
hurry (n)acele
hurry (v)acele etmek
hurt (v)canını yakmak
husband (n) 
I (pron) 
Internet (n) 
i.e. abbr. 
ice (n)buz
ice cream (n) 
idea (n)fikir
ideal (adj)kusursuz
ideal (n)ülkü
ideally (adv)tercihen
identify (v)tespit etmek
identity (n)kimlik
if (c) 
ignore (v)önemsememek
ill (adj)hasta
illegal (adj)yasadışı
illegally (adv)yasa dışı olarak
illness (n)hastalık
illustrate (v)resmetmek
image (n)görüntü
imaginary (adj)hayali
imagination (n)hayal etme, hayal
imagine (v)hayal etmek
immediate (adj)acil
immediately (adv)derhal
immoral (adj)ahlaksız
impact (n)etki
impatient (adj) 
impatiently (adv) 
implication (n) 
imply (v)ima etmek
import (n)ithalat
import (v)ithal etmek
importance (n)önem
important  
important (adj)önemli
importantly (adv) 
impose (v) 
impossible (adj)imkânsız
impress (v)hayran bırakmak
impressed (adj) 
impression (n)izlenim
impressive (adj)etkileyici
improve (v)gelişmek
improvement (n)gelişme
in (adv)içeri
in (pr)…de, …da, …e, …a, içerisinde, … alanda, … açısından
in a hurry  
in addition (to)  
in advance  
in case (of)  
in charge of  
in common  
in control (of)  
in exchange (for)  
in favour/favor (of)  
in front (of)  
in general  
in honour/honor of  
in memory of  
in order to  
in public  
in spite of  
in the end  
inability (n)yetersizlik
inch (n) 
incident (n) 
include (v)içermek
including (pr)… dahil
income (n)gelir
increase (n)artış
increase (v)artmak
increasingly (adv)giderek artan
indeed (adv) 
independence (n)bağımsızlık
independent (adj)bağımsız
independently (adv)bağımsız olarak
indetail  
index (n)alfabetik sıra
indicate (v)göstermek
indication (n)belirti
indirect (adj)dolambaçlı
indirectly (adv)dolaylı olarak
individual (adj)tek, kişisel
individual (n)birey
indoor (adj)iç mekanlarda yapılan
indoors (adv)içeride
industrial (adj)endüstriyel
industry (n)sanayi
inevitable (adj)kaçınılmaz
inevitably (adv)kaçınılmaz
infect (v)hastalık bulaştırmak, etkilemek
infected (adj)iltihaplı
infection (n)iltihaplanma
infectious (adj)bulaşıcı
influence (n)etki
influence (v)etkilemek
inform (v)bilgilendirmek
informal (adj)gayriresmî
information (n)bilgi
ingredient (n)malzeme, unsur
initial (adj)ilk
initial (n) 
initially (adv)ilk başlarda
initiative (n)girişim, karar verme yetkisi
injure (v)yaralamak
injured (adj) 
injury (n)sakatlık
ink (n) 
inner (adj) 
innocent (adj)suçsuz
inquiry  
insect (n)böcek
insert (v) 
inside (adj) 
inside (adv) 
inside (n) 
inside (pr) 
insist (on) (v) 
install (v) 
instance (n) 
instead (adv) 
instead of  
institute (n) 
institution (n) 
instruction (n)talimat
instrument (n)enstrüman
insult (n) 
insult (v) 
insulting (adj) 
insurance (n)sigorta
intelligence (n)akıl, bilgi toplama
intelligent (adj)zeki
intend (v) 
intended (adj) 
intention (n)niyet
interest (n)ilgi, kazanç, faiz
interest (v)ilgisini çekmek
interested (adj)ilgili
interesting (adj)ilginç
interior (adj)içsel
interior (n)iç kısım
internal (adj)
international (adj)uluslararası
interpret (v)yorumlamak, çevirmek
interpretation (n)yorum
interrupt (v) 
interruption (n) 
interval (n)aralık, ara
interview (n)mülakat
interview (v)görüşme yapmak
into (pr) 
introduce (v)tanıtmak, tanıştırmak
introduction (n)giriş
invent (v)icat etmek, uydurmak
invention (n)icat
invest (v)yatırım yapmak
investigate (v)araştırmak
investigation (n)araştırma
investment (n)yatırım
invitation (n)davet
invite (v)davet etmek, rica etmek
involve (v)içermek
involved in  
involvement (n)katılım
iron (n)demir, ütü
iron (v)ütülemek
irritate (v)sinirlendirmek
irritated (adj)rahatsız
irritating (adj) 
island (n)ada
issue (n)konu
issue (v)resmi olarak bildirmek, dağıtmak
it (dt) 
it (pron) 
item (n)madde
its (dt) 
itself (pron) 
jacket (n) 
jam (n) 
January (n) 
jealous (adj) 
jeans (n) 
jelly (n) 
jewellery (n) 
job (n)
join (v)bağlamak, katılmak
joint (adj) 
joint (n) 
jointly (adv)ortaklaşa
joke (n) 
joke (v)şaka yapmak
journalist (n)gazeteci
journey (n)seyehat
joy (n)neşe
judge (n)yargıç
judge (v)yargılamak, hakemlik yapmak
judgement (n)sağduyu, yargı
juice (n)meyve suyu
July (n) 
jump (n) 
jump (v)zıplamak, fırlamak
June (n) 
junior (adj)gençlere ilişkin
junior (n) 
just (adv) 
justice (n)adalet
justified (adj) 
justify (v)haklı göstermek
keen (adj)istekli
keen on  
keep (v)tutmak
key (adj)en önemli nokta
key (n)anahtar
keyboard (n)klavye
kick (n) 
kick (v) 
kid (n)çocuk
kill (v)öldürmek, bitirmek
killing (n) 
kilometre  
kind (adj)kibar
kind (n)tür, kibar
kindly (adv) 
kindness (n) 
king (n)kral
kiss (n) 
kiss (v) 
kitchen (n)mutfak
km abbr. 
knee (n)diz
knife (n) 
knit (v) 
knitted (adj) 
knitting (n) 
knock (n) 
knock (v) 
knot (n) 
know (v)bilmek
knowledge (n)bilgi
label (n) 
label (v) 
laboratory (n) 
labour (n)iş, iş gücü
lack (n)eksiklik
lack (v)eksik olmak
lacking (adj) 
lady (n) 
lake (n)göl
lamp (n)lamba
land (n)kara, ülke
land (v)iniş yapmak (uçak)
landscape (n)manzara
lane (n) 
language (n)dil
large (adj)geniş
largely (adv)büyük ölçüde
last (adv) 
last (n) 
last (v)sürmek, idare etmek
last (dt) 
late (adj) 
late (adv) 
later (adj) 
later (adv)sonra
latest (adj)en son
latest (n) 
latter (adj)sonuncu
latter (n)ikincisi
laugh (n)kahkaha
laugh (v)kahkaha atmak
launch (n)açılış, uzaya fırlatma
launch (v)başlatmak, göndermek
law (n)hukuk
lawyer (n)avukat
lay (v)koymak
layer (n)tabaka
lazy (adj)tembel
lead (n)liderlik
lead (v)yönetmek, önde olmak, götürmek
leader (n)lider
leading (adj)önde gelen
leaf (n)yaprak
league (n) 
lean (v) 
learn (v)öğrenmek
least (adv) 
least (dt) 
least (pron) 
leather (n)hayvan derisi
leave (v)ayrılmak
leave out  
lecture (n) 
left (adj)sol
left (adv) 
left (n)sol taraf
leg (n)bacak, etap
legal (adj)yasal
legally (adv)yasal
lemon (n) 
lend (v)borç vermek
length (n)uzunluk
less (adv) 
less (dt) 
less (pron) 
lesson (n)ders
let (v)izin vermek
letter (n)mektup, harf
level (adj) 
level (n)seviye
library (n)kütüphane
licence (n) 
license (v) 
lid (n) 
lie (n)yalan
lie (v)yatmak, yalan söylemek
life (n)hayat
lift (n)asansör
lift (v)kaldırmak
light (adj)hafif, aydınlık, açık (renk)
light (n)ışık, ateş
light (v)yakmak, aydınlatmak
lightly (adv)hafifçe
like (c)sanki …mış gibi
like (pr)… gibi, mesela
like (v)hoşlanmak
likely (adj)olası
likely (adv)muhtemelen
limit (n)sınır
limit (v)sınırlamak
limited (adj) 
line (n)hat
link (n)bağlantı
link (v)bağlamak
lip (n)dudak
liquid (adj)likit
liquid (n)sıvı
list (n)liste
list (v)listesini yapmak
listen (to) (v) 
literature (n)edebiyat
live (adj) 
live (adv) 
live (v)yaşamak, ikamet etmek
lively (adj)canlı
living (adj)canlı, yaşayan
load (n)yük
load (v)yüklemek
loan (n)ödünç para
local (adj)yerel
locally (adv)yerel olarak
locate (v)yerini tespit etmek
located (adj) 
location (n)konum
lock (n)kilit
lock (v)kilitlemek, kenetlenmek
logic (n)mantık
logical (adj)mantıklı
lonely (adj)yalnız
long (adj)uzun
long (adv)uzun zamandır
look (n) 
look (v)bakmak
look after  
look at  
look for  
look forward to  
loose (adj)gevşek, serbest, bol
loosely (adv)gevşek bir biçimde, rastgele
lord (n) 
lorry (n) 
lose (v)kaybetmek, mağlup olmak
loss (n) 
lost (adj)kaybolmuş
lot (adv) 
lot (dt) 
lot (pron) 
loud (adj)yüksek sesli
loud (adv) 
loudly (adv)yüksek sesli bir şekilde
love (n)aşk
love (v)sevmek, çok sevmek
lovely (adj) 
lover (n) 
low (adj)alçak, kısık
low (adv) 
loyal (adj)sadık
luck (n)şans
lucky (adj)şanslı
luggage (n) 
lump (n) 
lunch (n) 
lung (n)akciğer
machine (n)makine
machinery (n)makine
mad (adj)çılgın
magazine (n)dergi, magazin
magic (adj) 
magic (n) 
mail (n) 
mail (v) 
main (adj)ana
mainly (adv)başlıca
maintain (v)devam ettirmek, ifade etmek
major (adj)ana
majority (n)çoğunluk
make (n) 
make (v) 
make friends (with)  
make fun of  
make sth up  
make sure  
make-up (n)makyaj, oluşum, telafi (sınav)
male (adj)erkek
male (n)erkek
mall (n)alışveriş merkezi
man (n) 
manage (v)yönetmek
management (n)yönetim
manager (n)yönetici
manner (n)biçim, tavır
manufacture (n)üretim
manufacture (v)üretmek
manufacturer (n)imalatçı
manufacturing (n)üretim
many (dt) 
many (pron) 
map (n)harita
March (n)Mart ayı, tören yürüyüşü, marş (ulusal marş)
march (v)yürüyüş yapmak
mark (n) 
mark (v)puanlamak
market (n)çarşı, piyasa
marketing (n)pazarlama
marriage (n)evlilik
married (adj)evli
marry (v)evlenmek
mass (adj)toplu
mass (n)yığın, toplum, kütle (fizik)
massive (adj)çok büyük
master (n)usta
match (n)maç, kibrit, eş
match (v)karşılaştırmak, uyuşmak
matching (adj) 
mate (n)
mate (v) 
material (adj)maddesel
material (n)madde, malzeme
mathematics (n) 
matter (n)mesele, madde
matter (v)önemi olmak
maximum (adj) 
maximum (n) 
May (n) 
may (v) 
maybe (adv)belki
mayor (n)belediye başkanı
me (pron) 
meal (n)öğün
mean (v)anlamına gelmek, niyet etmek
meaning (n)anlam, önem
means (n)araç
meanwhile (adv) 
measure (n)önlem, ölçü
measure (v)ölçmek
measurement (n)ölçme
meat (n)et
media (n) 
medical (adj)tıbbi
medicine (n)ilaç, tıp, tedavi
medium (adj)orta
medium (n)kanal
meet (v)buluşmak, tanışmak, gidermek
meeting (n)toplantı
melt (v)erimek
member (n)üye
membership (n)üyelik
memory (n)anı, hafıza
mental (adj)zihinsel
mentally (adv)zihinsel olarak
mention (v) 
menu (n) 
mere (adj)sadece
merely (adv)sadece
mess (n) 
message (n) 
metal (n) 
method (n)yöntem
metre (n) 
mid-combining form  
midday (n) 
middle (adj)ortasında, vasat
middle (n) 
midnight (n)gece yarısı
might (v) 
mild (adj)uysal
mile (n) 
military (adj)askeri
milk (n) 
mind (n)akıl
mind (v) 
mine (n)maden
mine (pron) 
mineral (adj) 
mineral (n) 
minimum (adj) 
minimum (n) 
minister (n)bakan
ministry (n)bakanlık
minor (adj)önemsiz
minority (n)azınlık
minute (n)dakika
mirror (n)ayna
miss (n) 
miss (v)kaçırmak, özlemek
missing (adj)kayıp
mistake (n)hata
mistake (v)yanılmak
mistaken (adj)hatalı
mix (n)karışım
mix (v)karış(tır)mak
mixed (adj)karmaşık duygular
mixture (n)karışım
mobile (adj)hareketli
mobile (n)cep telefonu
model (n)maket
modern (adj) 
mom  
moment (n)an
Monday (n) 
money (n)para
monitor (n)bilgisayar ekranı
monitor (v)gözlemlemek
month (n)ay
mood (n) 
moon (n)ay, uydu
moral (adj)ahlaki
morally (adv)manevi açıdan
more (adv) 
more (dt) 
more (pron) 
moreover (adv) 
morning (n) 
most (adv) 
most (dt) 
most (pron) 
mostly (adv)çoğunlukla
mother (n) 
motion (n)hareket
motor (n) 
motorcycle (n) 
mount (n) 
mount (v) 
mountain (n)dağ
mouse (n)fare
mouth (n)ağız
move (n)hareket, taşınma
move (v)hareket etmek, taşınmak
movement (n)akım, değişim, hareket
movie (n)film
movie theater (n) 
moving (adj) 
much (adv) 
much (dt) 
much (pron) 
mud (n)çamur
multiply (v)çoğaltmak
murder (n)cinayet
murder (v)cinayet işlemek
muscle (n)kas
museum (n) 
music (n) 
musical (adj) 
musician (n) 
must (v) 
my (dt) 
myself (pron) 
mysterious (adj)gizemli
mystery (n)gizem
nail (n)tırnak
naked (adj)çıplak
name (n)ad
name (v)isim koymak
narrow (adj)dar
nation (n)ulus
national (adj)ulusal
natural (adj)doğal
naturally (adv)doğal olarak, doğuştan
nature (n)doğa, mizaç
navy (n) 
near (adj)yakın
near (adv) 
near (pr)…nın yanında
nearby (adj) 
nearby (adv) 
nearly (adv)hemen hemen
neat (adj) 
neatly (adv) 
necessarily (adv)muhakkak
necessary (adj)gerekli
neck (n) 
need (n)ihtiyaç
need (v)ihtiyaç duymak
needle (n) 
negative (adj)olumsuz
neighbour (n)komşu
neighbourhood (n)semt
neither (adv) 
neither (dt) 
neither (pron) 
nephew (n)erkek yeğen
nerve (n)sinir
nervous (adj)endişeli
nervously (adv)tedirgin bir biçimde
nest (n) 
nest (v) 
net (n)
network (n)
never (adv)asla
nevertheless (adv) 
new (adj)yeni
newly (adv)son zamanlarda
news (n)haber
newspaper (n)gazete
next (adj) 
next (adv) 
next (n) 
next to (pr) 
nice (adj)hoş
nicely (adv) 
niece (n)kız yeğen
night (n)gece
no (dt) 
no (ex) 
no one  
nobody (pron) 
noise (n)gürültü
noisily (adv) 
noisy (adj)gürültülü
non- (prex) 
none (pron) 
nonsense (n) 
nor (adv) 
nor (c) 
normal (adj)normal
normal (n) 
normally (adv)normalde
north (adj)kuzey
north (adv) 
north (n)kuzey yönü
northern (adj)kuzeyden
nose (n)burun
not (adv) 
note (n)not (yazı), nota (müzik)
note (v)yazmak
nothing (pron) 
notice (n)duyuru
notice (v)fark etmek
noticeable (adj)belirgin
novel (n)roman
November (n) 
now (adv)şimdi, şu aralar
nowhere (adv) 
nuclear (adj) 
number (n) 
nurse (n)hemşire
nut (n) 
obey (v)itaat etmek
object (n)cisim, amaç
object (v)karşı çıkmak
objective (adj)tarafsız
objective (n) 
observation (n)gözlem
observe (v)gözlemlemek, fark etmek
obtain (v)elde etmek
obvious (adj)belli
obviously (adv)besbelli
occasion (n)durum
occasionally (adv)bazen
occupied (adj)işgal edilmiş
occupy (v)işgal etmek
occur (v)meydana gelmek, var olmak
ocean (n)okyanus
o’clock (adv) 
October (n) 
odd (adj) 
oddly (adv) 
of (pr)…ın, …in
of course  
off (adv) 
offence (n)darıltma, suç
offend (v)suç işlemek
offensive (adj)onur kırıcı, atağa dayalı
offer (n)teklif
offer (v)teklif etmek, sunmak
office (n) 
officer (n)subay
official (adj)resmi
official (n)resmi
officially (adv)resmi olarak
often (adv)sık sık
oh (ex) 
oil (n)yağ
OK (adj) 
OK (adv) 
OK (ex) 
old (adj)yaşlı, eski
old-fashioned (adj)demode
on (adv) 
on (pr)…de, …da, …(gün)de, … üzerine, …e, …a
on board  
on purpose  
once (adv)bir kez, bir zamanlar
once (c) 
one another = each other  
one (dt) 
one (pron) 
onion (n) 
only (adj) 
only (adv)sadece
onto (pr) 
open (adj)açık
open (v)açmak
opening (n)başlangıç
openly (adv)açıkça
operate (v)işletmek, ameliyat yapmak
operation (n)ameliyat, işlem
opinion (n)fikir
opponent (n)muhalif
opportunity (n)fırsat
oppose (v)karşı çıkmak
opposed to  
opposing (adj)karşıt
opposite (adj)tamamen farklı, karşı tarafta
opposite (adv)karşıda
opposite (n) 
opposite (pr)…nın karşısında
opposition (n)karşı çıkma
option (n)seçenek
or (c) 
orange (adj) 
orange (n) 
order (n)sipariş, sıra, emir
order (v)sipariş vermek, emretmek, sıraya koymak
ordinary (adj)sıradan
organ (n) 
organization (n)kurum, organizasyon
organize (v)düzenlemek, düzeni sağlamak
organized (adj)örgütlenmiş, düzenli
origin (n)köken
original (adj)özgün, gerçek
original (n)ilk
originally (adv)başlangıçta
other (adj) 
other (pron) 
otherwise (adv) 
ought to (v) 
our (dt) 
ours (pron) 
ourselves (pron) 
out (of) (adv) 
out (of) (pr) 
outdoor (adj)açık havada yapılan
outdoors (adv) 
outer (adj) 
outline (n) 
outline (v) 
output (n)üretim
outside (adj) 
outside (adv) 
outside (n)dış tarafı
outside (pr)…dan dışarı
outstanding (adj)göze çarpan
oven (n) 
over (adv) 
over (pr) 
overall (adj)tüm
overall (adv) 
overcome (v)üstesinden gelmek
owe (v)borçlu olmak, minnettar olmak
own (adj) 
own (v)sahip olmak
own (pron) 
owner (n)sahip
pace (n)adım
pack (n)sürü, kutu
pack (v)eşyalarını toplamak, yığmak
package (n)paket
package (v)paketlemek
packaging (n) 
packet (n) 
page (n)sayfa
pain (n)ağrı
painful (adj)ağrılı
paint (n)boya
paint (v)boyamak
painter (n)ressam
painting (n)tablo
pair (n)çift
palace (n)saray
pale (adj) 
pan (n) 
panel (n) 
pants (n) 
paper (n) 
parallel (adj)paralel olan
parent (n)ebeveyn
park (n)park
park (v)aracı park etmek
parliament (n) 
part (n) 
particular (adj)özel
particularly (adv)özellikle
partly (adv)kısmen
partner (n)ortak
partnership (n)ortaklık
party (n)eğlence, siyasi parti, grup, taraf
pass (v)geçmek, başarmak
passage (n) 
passenger (n)yolcu
passing (adj)geçici
passing (n) 
passport (n) 
past (adj) 
past (adv) 
past (n)geçmiş
past (pr) 
path (n)patika
patience (n)sabır
patient (adj)sabırlı
patient (n)hasta
pattern (n)biçim, motif
pause (n) 
pause (v) 
pay (n)ödeme
pay (v)ödemek
pay attention  
payment (n)ödeme
peace (n)barış, sessizlik
peaceful (adj)barışçıl
peak (n)zirve
pen (n)dolma kalem
pence (n) 
pencil (n) 
penny (n) 
pension (n)emekli maaşı
people (n)insanlar, halk
pepper (n) 
per (pr) 
percent (adj) 
percent (adv)yüzde
percent (n) 
perfect (adj)mükemmel
perfectly (adv)mükemmel olarak
perform (v)uygulamak, gösteri yapmak
performance (n)başarım, gösteri
performer (n)sanatçı
perhaps (adv)belki
period (n)süre, dönem
permanent (adj)kalıcı
permanently (adv)kalıcı olarak
permission (n)izin
permit (v)izin vermek
person (n)kişi
personal (adj)bireysel, özel (hayat)
personality (n)kişilik
personally (adv)şahsen
persuade (v)ikna etmek
pet (n)evcil hayvan
petrol (n) 
phase (n)evre
philosophy (n)felsefe
phone  
photocopy (n) 
photocopy (v) 
photograph (n) 
photograph (v) 
photographer (n) 
photography (n) 
phrase (n) 
physical (adj)fiziksel
physically (adv)fiziki olarak
physics (n)fizik
piano (n) 
pick (v)seçmek
pick sth up  
picture (n)resim
piece (n)parça
pig (n)domuz
pile (n)yığın
pile (v)yığmak
pill (n)hap
pilot (n) 
pin (n) 
pin (v) 
pink (adj) 
pink (n) 
pint  
pint (n) 
pipe (n)boru
pitch (n) 
pity (n)acıma
place (n)yer
place (v)yerleştirmek
plain (adj)düz
plan (n)plan
plan (v)planlamak
plane (n)uçak, düz
planet (n)gezegen
planning (n)planlama
plant (n)bitki
plant (v)dikmek (bitki)
plastic (adj) 
plastic (n) 
plate (n)tabak, tabaka
platform (n) 
play (n) 
play (v)oynamak, (enstrüman) çalmak
player (n)oyuncu
pleasant (adj)zevkli
pleasantly (adv) 
please (v)birini memnun etmek
please (ex) 
pleased (adj)hoşnut
pleasing (adj) 
pleasure (n)zevk
plenty (adv) 
plenty (n) 
plenty (dt) 
plenty (pron) 
plot (n)olay örgüsü
plot (v)kötü amaçlar için plan yapmak
plug (n) 
plus (adj) 
plus (c) 
plus (n) 
plus (pr) 
pocket (n) 
poem (n)şiir
poetry (n)şiir sanatı
point (n)konu, fikir, an, amaç, puan, uç
point (v)işaret etmek, göstermek
pointed (adj) 
poison (n)zehir
poison (v)zehirlemek
poisonous (adj)zehirli
pole (n) 
police (n) 
policy (n)politika
polish (n) 
polish (v)cilalamak
polite (adj)kibar
politely (adv)kibarca
political (adj)siyasal
politically (adv)politik açıdan
politician (n)politikacı
politics (n)politika
pollution (n)kirlilik
pool (n)yüzme havuzu
poor (adj)yoksul, kötü
pop (n) 
pop (v) 
popular (adj)popüler
population (n)nüfus
port (n)liman
pose (n) 
pose (v) 
position (n)pozisyon, durum
positive (adj)olumlu
possess (v)sahip olmak
possession (n)sahip olma
possibility (n)olasılık
possible (adj)olası
possibly (adv)muhtemelen
post (n)posta
post (v)postalamak
post office (n) 
pot (n) 
potato (n) 
potential (adj) 
potential (n)potansiyel
potentially (adv)potensiyel olarak
pound (n) 
pour (v)dökmek
powder (n) 
power (n)güç, enerji
powerful (adj)güçlü
practical (adj)kullanışlı
practically (adv)hemen hemen, gerçekte
practice (n)uygulama
practice (v) 
practise (v)alıştırma/pratik yapmak
praise (n)övgü
praise (v)övmek
prayer (n)dua
precise (adj)tam
precisely (adv)tam olarak
predict (v)tahmin etmek
prefer (v)tercih etmek
preference (n)tercih, tercih hakkı verme
pregnant (adj)hamile
premises (n) 
preparation (n)hazırlanma
prepare (v)hazırlamak
prepared (adj)hazır
presence (n)varlık
present (adj)var olan, güncel
present (n)hediye
present (v)sunmak
presentation (n)sunum
preserve (v)korumak
president (n)başkan
press (n)basın, matbaa
press (v)basmak, ısrar etmek
pressure (n)baskı
presumably (adv)tahminen
pretend (v) 
pretty (adj) 
pretty (adv)oldukça
prevent (v)önlemek
previous (adj)önceki
previously (adv)önceden
price (n)fiyat
pride (n)gurur
priest (n)rahip
primarily (adv)başlıca
primary (adj)başlıca, ilkokul, ilk
prime minister (n) 
prince (n) 
princess (n) 
principle (n)ilke
print (n)baskı
print (v)basmak
printer (n)yazıcı
printing (n) 
prior (adj)önceki
priority (n)öncelik
prison (n)hapishane, hapsetme
prisoner (n)tutsak
private (adj)kişisel
privately (adv)baş başa
prize (n)ödül
probable (adj)olası
probably (adv)muhtemelen
problem (n) 
procedure (n)yöntem
proceed (v)ilerlemek
process (n)süreç, işlem
process (v)işlemek
produce (v)üretmek
producer (n)yapımcı, üretici
product (n)ürün
production (n)üretim
profession (n)meslek
professional (adj) 
professional (n) 
professor (n) 
profit (n)kâr
program (n) 
program (v) 
programme (n) 
progress (n)gelişme
progress (v)gelişmek, devam etmek
project (n)plan
project (v) 
promise (n)söz
promise (v)söz vermek, vaat etmek
promote (v)teşvik etmek, terfi ettirmek
promotion (n)teşvik, terfi
prompt (adj)çabuk
prompt (v)neden olmak
promptly (adv)çok çabuk bir şekilde
pronounce (v) 
pronunciation (n) 
proof (n)kanıt
proper (adj)uygun
properly (adv)uygun biçimde
property (n)özellik
proportion (n)miktar, oran
proposal (n)öneri
propose (v) 
prospect (n)olasılık
protect (v)korumak
protection (n)koruma
protest (n)protesto
protest (v)eylem yapmak
proud (adj)gururlu
proudly (adv) 
prove (v)kanıtlamak
provide (v)sağlamak, şart koşmak
provided (c) 
providing  
pub (n) 
public (adj)halka açık
public (n)halk, kitle
publication (n)yayınlama, yayın (kitap, gazete, dergi)
publicity (n)tanıtım
publicly (adv)halka açık olarak, kamu yararına
publish (v)yayımlamak
publishing (n)yayıncılık
pull (n) 
pull (v)çekmek
punch (n) 
punch (v) 
punish (v)cezalandırmak
punishment (n)ceza
pupil (n) 
purchase (n)satın alma
purchase (v)satın almak
pure (adj)saf, masum
purely (adv)sadece
purple (adj) 
purple (n) 
purpose (n)amaç
pursue (v)takip etmek, elde etmeye çalışmak
push (n)itme
push (v)itmek, zorlamak
put (v)koymak
put sth on  
put sth out  
qualification (n)yeterlilik, şart
qualified (adj)nitelikli
qualify (v)başarılı olmak, yetkilendir(il)mek
quality (n)özellik
quantity (n)nicelik
quarter (n)çeyrek
queen (n)kraliçe
question (n)soru, sorun
question (v)soru sormak
quick (adj)çabuk
quickly (adv)çabucak
quiet (adj)sessiz
quietly (adv)sessizce
quit (v) 
quite (adv)bayağı
quote (v) 
race (n)yarış, ırk
race (v)yarışmak
racing (n) 
radio (n) 
rail (n)demiryolu
railway (n)demiryolu
rain (n)yağmur
rain (v)(yağmur) yağmak
raise (v)yüksel(t)mek, büyütmek (çocuk)
range (n)çeşit, sıra (dağ)
rank (n) 
rank (v) 
rapid (adj)hızlı
rapidly (adv)çabucak
rare (adj)nadir
rarely (adv)nadiren
rate (n)oran
rate (v)değerlendirmek
rather (adv)biraz, oldukça, daha doğrusu
rather than  
raw (adj) 
re- (prex) 
reach (v)varmak
react (v)tepki göstermek
reaction (n)tepki
read (v)okumak
reader (n)okuyucu
reading (n)okuma
ready (adj)hazır
real (adj)gerçek
realistic (adj)gerçekçi
reality (n)gerçeklik
realize (v)farkına varmak, gerçekleştirmek
really  
really (adv)aslında
rear (adj) 
rear (n) 
reason (n)neden, akıl
reasonable (adj)makul, kabul edilebilir
reasonably (adv)makul bir şekilde
recall (v)hatırlamak, geri çağırmak
receipt (n)makbuz
receive (v)almak
recent (adj)güncel
recently (adv)son zamanlarda
reception (n)karşılama, resepsiyon
reckon (v) 
recognition (n)tanıma, teşhis etme
recognize (v)tanımak, kabul etmek
recommend (v)tavsiye etmek
record (n)kayıt, rekor
record (v)kaydetmek
recording (n)kayıt
recover (v)iyileşmek
red (adj) 
red (n) 
reduce (v)azaltmak
reduction (n)azalma
refer to (v) 
reference (n)söz etme, başvurma
reflect (v)yansıtmak
reform (n)yenilik, ıslahat
reform (v)geliştirmek
refrigerator (n) 
refusal (n)reddetme
refuse (v)reddetmek
regard (n)saygı
regard (v)…olarak görmek
regarding (pr)… ile ilgili
region (n)bölge
regional (adj)bölgesel
register (n) 
register (v) 
regret (n)pişmanlık
regret (v)pişman olmak
regular (adj)düzenli, değişmez
regularly (adv)düzenli olarak
regulation (n)yönetmelik
reject (v)reddetmek
relate (v)ilgili/bağlantılı olmak
related (to) (adj) 
relation (n)bağ
relationship (n)bağlantı
relative (adj)göreceli, bağlantılı
relative (n)akraba
relatively (adv)nispeten
relax (v)rahatlamak
relaxed (adj)sakin
relaxing (adj)sakin
release (n)serbest bırakma, salınım, yayım
release (v)serbest bırakmak, piyasaya çıkmak
relevant (adj)ilgili
relief (n)rahatlama
religion (n)din
religious (adj)dinî
rely on (v) 
remain (v)kalmak, varlığını sürdürmek
remaining (adj)kalan
remains (n)kalıntılar
remark (n) 
remark (v) 
remarkable (adj)dikkate değer
remarkably (adv)dikkate değer şekilde
remember (v)hatırlamak
remind (v)hatırlatmak
remote (adj)uzak
removal (n)çıkarma
remove (v)kaldırmak
rent (n)kira
rent (v)kiralamak
rented (adj) 
repair (n)onarım
repair (v)onarmak
repeat (v)tekrar etmek
repeated (adj)tekrarlanan
repeatedly (adv)çok kere
replace (v)değiştirmek, yerine koymak
reply (n)cevap
reply (v)cevap vermek
report (n)anlatım
report (v)bildirmek, ihbar etmek
represent (v)temsil etmek, tasvir etmek
representative (adj) 
representative (n)temsilci
reproduce (v) 
reputation (n) 
request (n)rica
request (v)rica etmek
require (v)gerekmek
requirement (n)gereklilik
rescue (n)kurtarma
rescue (v)kurtarmak
research (n)araştırma
reservation (n)yer ayırtma
reserve (n)yedek
reserve (v)ayırmak
resident (adj)yerleşik
resident (n)bir yerde oturan
resist (v)karşı koymak, direnç göstermek
resistance (n) 
resolve (v) 
resort (n)tatil beldesi, başvurma
resource (n)kaynak
respect (n)saygı
respect (v)saygı duymak
respond (v)cevap/karşılık vermek
response (n)yanıt
responsibility (n)sorumluluk
responsible (adj)sorumluluk sahibi
rest (n)dinlenme
rest (v)dinlen(dir)mek, yasla(n)mak
restaurant (n) 
restore (v) 
restrict (v)sınırlamak
restricted (adj)kısıtlı
restriction (n)kısıtlama
result (n)sonuç
result (v)…in sonucu olmak
retain (v)muhafaza etmek
retire (v)emekli olmak
retired (adj)emekli
retirement (n)emeklilik
return (n)dönüş
return (v)geri dönmek
reveal (v)ortaya çıkarmak, su yüzüne çıkarmak
reverse (n)tersi
reverse (v)geriye gitmek
review (n)gözden geçirme
review (v)gözden geçirmek
revise (v)yeniden gözden geçirmek
revision (n)gözden geçirme
revolution (n)devrim, dönüşüm, devinim
reward (n)ödül
reward (v)ödüllendirmek
rhythm (n) 
rice (n)pirinç
rich (adj)zengin
rid (v) 
ride (n)gezinti
ride (v)(at, bisiklet, motosiklet) binmek
rider (n) 
ridiculous (adj) 
riding (n) 
right (adj)doğru, haklı, uygun, sağ (taraf)
right (adv) 
right (n)sağ taraf, hak, doğru
rightly (adv)haklı olarak
ring (n)halka, yüzük
ring (v)telefon etmek, zil çalmak
rise (n)artış
rise (v)yüksel(t)mek
risk (n)risk
risk (v)tehlikeye sokmak
rival (adj) 
rival (n)rakip
river (n)nehir
road (n)yol
rob (v) 
rock (n)taş
role (n)görev, rol
roll (n) 
roll (v) 
romantic (adj) 
roof (n)çatı
room (n)oda
root (n)kök, kaynak
rope (n)halat
rough (adj)kaba, zor, (hava) sert
roughly (adv)yaklaşık olarak, kabaca, şiddetle
round (adj)yuvarlak
round (adv) 
round (n) 
round (pr) 
rounded (adj) 
route (n) 
routine (adj)alışılmış
routine (n)rutin
row (n) 
royal (adj)kraliyet, kırallığa ait
rub (v) 
rubber (n) 
rubbish (n)çöp
rude (adj)kaba
rudely (adv) 
ruin (n) 
ruin (v) 
ruined (adj)bozulmuş
rule (n)kural
rule (v)yönetmek, hüküm vermek
ruler (n)hükümdar
rumour (n) 
run (n)koşu
run (v)koşmak
runner (n)koşucu
running (n) 
rural (adj)kırsal
rush (n) 
rush (v) 
sack (n) 
sack (v) 
sad (adj)üzgün
sadly (adv)üzgün bir şekilde
sadness (n) 
safe (adj)güvenli
safely (adv)güvenli bir şekilde
safety (n)güvenlik
sail (n)deniz yolculuğu
sail (v)gemiyle seyahat etmek
sailing (n) 
sailor (n)denizci
salad (n) 
salary (n)maaş
sale (n)satış yapma, indirim
salt (n)tuz
salty (adj)tuzlu
same (adj)aynı
same (pron) 
sample (n)numune
sand (n)kum
satisfaction (n)memnuniyet
satisfied (adj)tatmin olmuş
satisfy (v)tatmin etmek
satisfying (adj)tatmin edici
Saturday (n) 
sauce (n) 
save (v)kurtarmak, saklamak, kaydetmek, tasarruf etmek
saving (n)birikim
say (v) 
scale (n)ölçek, boyut, pul
scare (n)korku
scare (v)korkutmak
scared (adj) 
scene (n)sahne
schedule (n)program
schedule (v)planlamak
scheme (n)tasarı
school (n)okul
science (n)bilim
scientific (adj)bilimsel
scientist (n)bilim insanı
scissors (n) 
score (n)puan
score (v)puan kazanmak
scratch (n) 
scratch (v) 
scream (n) 
scream (v) 
screen (n)ekran
screw (n) 
screw (v) 
sea (n)deniz
seal (n) 
seal (v) 
search (n)arayış
search (v)araştırmak
season (n)mevsim
seat (n)oturacak yer
second (adv) 
second (n)saniye
second (dt) 
secondary (adj)ortaokul, ikincil
secret (adj) 
secret (n)sır
secretary (n) 
secretly (adv)gizlice
section (n)bölüm
sector (n) 
secure (adj)sağlam, güvenli
secure (v)elde etmek, korumak
security (n)güvenlik
see (v)görmek, anlamak, göz önünde bulundurmak
seed (n)tohum
seek (v)aramak, uğraşmak
seem linking (v) 
select (v)seçmek
selection (n)seçme
self (n)benlik
self-combining form  
sell (v)satmak
senate (n) 
senator (n) 
send (v)göndermek
senior (adj)yaşça büyük, üst
senior (n) 
sense (n)duyu, sağduyu, anlam
sensible (adj)aklı başında
sensitive (adj)duyarlı, hassas
sentence (n)cümle, hüküm
separate (adj)ayrı
separate (v)böl(ün)mek
separated (adj) 
separately (adv)ayrı ayrı
separation (n)ayrılık
September (n) 
series (n) 
serious (adj)ciddi, ağırbaşlı
seriously (adv)ciddi bir şekilde
servant (n) 
serve (v)hizmet etmek, görev yapmak, işe yaramak
service (n)hizmet, servis
session (n) 
set (n)takım, sahne
set (v)ayarlamak, hazırlamak, vermek (görev, iş etc.)
set fire to  
settle (v)anlaşmak, yerleşmek
several (dt) 
several (pron) 
severe (adj)ciddi
severely (adv)ciddi bir şekilde, kaba bir şekilde
sew (v) 
sewing (n) 
sex (n) 
sexual (adj) 
sexually (adv) 
shade (n) 
shadow (n)gölge
shake (n) 
shake (v)çalkalamak
shall (v) 
shallow (adj)sığ
shame (n)ayıp, utanç
shape (n)şekil, pay
shape (v)biçim vermek
shaped (adj) 
share (n) 
share (v)paylaşmak
sharp (adj)keskin, ani, dakikası dakikasına
sharply (adv)keskin
shave (v) 
she (pron) 
sheep (n)koyun
sheet (n)çarşaf
shelf (n)raf
shell (n)kabuk
shelter (n)barınak
shelter (v)barınmak
shift (n) 
shift (v) 
shine (v)parlamak
shiny (adj) 
ship (n)gemi
shirt (n) 
shock (n)şok
shock (v)şaşırtmak
shocked (adj)çok şaşırmış
shocking (adj)şoke edici
shoe (n)ayakkabı
shoot (v)ateş etmek, (film/fotoğraf) çekmek
shooting (n) 
shop (n)dükkan
shop (v)alışveriş yapmak
shopping (n)alışveriş yapma
short (adj)kısa
shortly (adv)kısa bir süre sonra
shot (n)ateş, girişim
should (v) 
shoulder (n)omuz
shout (n)bağırma
shout (v)bağırmak
show (n) 
show (v)göstermek
shower (n)duş alma
shut (adj)kapalı
shut (v)kapatmak
shy (adj)utangaç
sick (adj)hasta
side (n)taraf, cephe, kenar
sideways (adj) 
sideways (adv) 
sight (n)görme yetisi
sign (n)işaret
sign (v)imzalamak
signal (n)işaret, radyo/televizyon sinyali
signal (v)işaret etmek
signature (n)imza
significant (adj)önemli
significantly (adv)önemli ölçüde
silence (n)sessizlik
silent (adj)sessiz
silk (n)ipek
silly (adj) 
silver (adj) 
silver (n)gümüş
similar (adj)benzeyen
similarly (adv)benzer şekilde
simple (adj)kolay, sıradan
simply (adv)tam anlamıyla, yalnızca, kolayca
since (adv) 
since (c)…den beri, …dığı için
since (pr)…den beri
sincere (adj) 
sincerely (adv) 
sing (v)şarkı söylemek
singer (n)şarkıcı
singing (n) 
single (adj)bir, bekâr
sink (v)batmak
sir (n) 
sister (n) 
sit (v)oturmak
sit down  
site (n)alan
situation (n)durum
size (n)ebat
skilful (adj) 
skilfully (adv)becerikli
skill (n)beceri
skilled (adj)becerikli, ustalık isteyen
skin (n)cilt
skirt (n) 
sky (n)gökyüzü
sleep (n)uyku
sleep (v)uyumak
sleeve (n) 
slice (n)dilim
slice (v) 
slide (v)kaymak
slight (adj)ufak
slightly (adv)birazcık
slip (v) 
slope (n) 
slope (v) 
slow (adj)yavaş
slowly (adv)yavaş yavaş
small (adj)küçük, önemsiz
smart (adj)şık, zeki
smash (n) 
smash (v) 
smell (n)koku, koklama
smell (v)gibi kokmak
smile (n)gülümseme
smile (v)gülümsemek
smoke (n)duman, sigara içme
smoke (v)sigara içmek
smoking (n)sigara içme
smooth (adj)düz, sakin
smoothly (adv)kolayca
snake (n)yılan
snow (n)kar
snow (v)kar yağmak
so (adv)o kadar, demek ki
so (c) 
so that …sın diye
soap (n)sabun
social (adj)toplumsal, toplum
socially (adv)sosyal yönden
society (n)toplum
sock (n) 
soft (adj)yumuşak, sakin, nazik, kolay
softly (adv) 
software (n)yazılım programları
soil (n)toprak, ülke
soldier (n)asker
solid (adj)sert
solid (n) 
solution (n)çözüm, çözelti
solve (v)çözmek
some (dt) 
some (pron) 
somebody (pron) 
somehow (adv) 
something (pron) 
sometimes (adv)bazen
somewhat (adv)çok az
somewhere (adv) 
son (n)erkek çocuk
song (n)şarkı
soon (adv)birazdan
sore (adj) 
sorry (adj)üzgün
sort (n)tür
sort (v)sınıflandırmak
soul (n) 
sound (n)ses
sound (v)kulağa … gibi gelmek
soup (n)çorba
sour (adj) 
source (n)kaynak
south (adj)güney
south (adv) 
south (n)güney yönü
southern (adj)güneyden/de
space (n)yer, boşluk, uzay
spare (adj)yedek olan
spare (n)yedek
speak (v)konuşmak
speaker (n)konuşmacı
special (adj)özel, özgün
specialist (n)uzman
specially (adv)özellikle
specific (adj)belli
specifically (adv)özellikle, açıkça
speech (n)konuşma, söylev
speed (n)hız
spell (n)büyü
spell (v)hecelemek
spelling (n)heceleme
spend (v)harcamak, zaman geçirmek
spice (n) 
spicy (adj) 
spider (n)örümcek
spin (v) 
spirit (n)ruh
spiritual (adj)ruhsal
spite (n) 
split (n) 
split (v)bölmek, parçalanmak
spoil (v) 
spoken  
spoken (adj)konuşma
spoon (n) 
sport (n) 
spot (n) 
spray (n) 
spray (v) 
spread (v)yaymak
spring (n) 
square (adj)kare şeklinde, eşit
square (n) 
squeeze (n)sıkışıklık
squeeze (v)sıkmak (meyve/ıslak bez vb’ni)
stable (adj)sabit
stable (n)at ahırı
staff (n)personel
stage (n)aşama, sahne
stair (n) 
stamp (n)posta pulu
stamp (v) 
stand (n) 
stand (v)durmak, tahammül etmek
stand up  
standard (adj) 
standard (n) 
star (n)yıldız, ünlü
star (v)başrolü oynamak
stare (n) 
stare (v) 
start (n) 
start (v)başlamak
state (adj) 
state (n)durum, devlet, eyalet
state (v)belirtmek
statement (n)ifade
station (n)gar, vaziyet
statue (n) 
status (n)durum, statü
stay (n)konaklamak
stay (v)kalmak, oturmak
steadily (adv)yavaş yavaş
steady (adj)devamlı
steal (v)çalmak
steam (n)buhar
steel (n)çelik
steep (adj) 
steeply (adv) 
steer (v) 
step (n)adım
step (v)adım atmak
stick (n)sopa
stick (v)yapıştırmak
stick out  
sticky (adj)yapışkan
stiff (adj) 
stiffly (adv) 
still (adj)hareketsiz
still (adv)hâlâ
sting (n) 
sting (v) 
stir (v)karıştırmak
stock (n) 
stomach (n)mide
stone (n)taş
stop (n)bitiş, durak, nokta
stop (v)durmak, bitmek, engellemek
store (n)depo
store (v)depolamak
storm (n)fırtına
story (n)hikaye, haber
stove (n) 
straight (adj) 
straight (adv)doğruca
strain (n) 
strange (adj)tuhaf
strangely (adv)garip bir biçimde
stranger (n)yabancı
strategy (n) 
stream (n) 
street (n)cadde
strength (n)güç, yetenek
stress (n)gerilim
stress (v)vurgulamak, stres olmak
stressed (adj) 
stretch (v)uzatmak
strict (adj)katı, sıkı
strictly (adv)şiddetle, sıkı sıkıya
strike (n) 
strike (v)grev yapmak, vurmak
striking (adj)çarpıcı
string (n) 
strip (n) 
strip (v) 
stripe (n) 
striped (adj) 
stroke (n) 
stroke (v) 
strong (adj)güçlü, kesin
strongly (adv)kuvvetle
structure (n)yapı
struggle (n)mücadele
struggle (v)çabalamak, dövüşmek
student (n) 
studio (n) 
study (n)araştırma
study (v)çalışmak, incelemek
stuff (n)şey
stupid (adj)aptal
style (n)tarz
subject (n)konu, ders, özne
substance (n)madde
substantial (adj)önemli
substantially (adv)önemli derecede
substitute (n) 
substitute (v)yerine koymak
succeed (v)başarmak, yerini almak
success (n)başarı
successful (adj)başarılı
successfully (adv)başarılı bir şekilde
such as  
such (dt) 
such (pron) 
suck (v) 
sudden (adj)ani
suddenly (adv)aniden
suffer (v)muzdarip olmak
suffering (n)acı
sufficient (adj)yeterli
sufficiently (adv)yeterli miktarda
sugar (n)şeker
suggest (v)önermek, iddia etmek
suggestion (n)öneri
suit (n)kostüm
suit (v)uymak, uygun olmak
suitable (adj)uygun
suitcase (n) 
suited (adj) 
sum (n) 
summary (n)özet
summer (n)yaz
sun (n) 
Sunday (n) 
superior (adj)daha üstün
supermarket (n) 
supply (n)tedarik
supply (v)sağlamak
support (n)destek
support (v)desteklemek
supporter (n) 
suppose (v)sanmak, varsaymak
sure (adj)emin, kesin
sure (adv) 
surely (adv)kuşkusuz
surface (n)yüzey
surname (n) 
surprise (n)sürpriz
surprise (v)şaşırtmak
surprised (adj) 
surprising (adj)şaşırtıcı
surprisingly (adv)şaşırtıcı bir şekilde
surround (v)çevrelemek
surrounding (adj)çevredeki
surroundings (n)etraftakiler
survey (n)anket
survey (v)anket yapmak
survive (v)hayatta kalmak
suspect (n)sanık
suspect (v)şüphelenmek
suspicion (n)kuşku
suspicious (adj)şüphe uyandıran
swallow (v) 
swear (v) 
swearing (n) 
sweat (n)ter
sweat (v)terlemek
sweater (n) 
sweep (v)önüne katmak
sweet (adj)tatlı, sevimli
sweet (n)tatlı
swell (v) 
swelling (n) 
swim (v)yüzmek
swimming (n)yüzme
swimming pool  
swing (n) 
swing (v) 
switch (n)anahtar (elektrik), değişim
switch (v)değişmek
switch sth off  
switch sth on  
swollen  
swollen (adj) 
symbol (n) 
sympathetic (adj) 
sympathy (n) 
system (n) 
table (n)masa, tablo
tablet (n) 
tackle (n) 
tackle (v)ilgilenmek
tail (n)kuyruk
take (sth) over  
take (v) 
take action  
take advantage of  
take care (of)  
take notice of  
take part (in)  
take place  
take sth off  
talk (n)konuşma
talk (v)konuşmak
tall (adj)uzun boylu
tank (n) 
tap (n)musluk
tap (v)hafifçe vurmak
tape (n) 
target (n)hedef
task (n)görev
taste (n)tat, zevk
taste (v)tat almak
tax (n)vergi
tax (v)vergilendirmek
taxi (n) 
tea (n) 
teach (v)öğretmek
teacher (n)öğretmen
teaching (n)öğretim
team (n)ekip
tear (n)yırtık, gözyaşı
tear (v)yırtmak
technical (adj) 
technique (n) 
technology (n)teknoloji
telephone (n) 
telephone (v) 
television (n) 
tell (v)söylemek
temperature (n)sıcaklık
temporarily (adv)geçici olarak
temporary (adj)geçici
tend (v)eğilimli olmak
tendency (n)eğilim
tension (n)gerginlik, gerilim
tent (n) 
term (n)sömestr, terim
terrible (adj)korkunç
terribly (adv)korkunç derecede
test (n)sınav
test (v)denemek
text (n)metin, yazılı ileti
than (c) 
than (pr)…den, …dan
thank (v)teşekkür etmek
thank you (n) 
thank you (ex) 
thanks (n) 
thanks (ex) 
that (c) 
that (dt) 
that (pron) 
the rest  
the Web (n) 
theatre (n) 
their (dt) 
theirs (pron) 
them (pron) 
theme (n) 
themselves (pron) 
then (adv)o zaman, o halde
theory (n) 
there (adv) 
therefore (adv) 
they (pron) 
thick (adj)kalın
thickly (adv) 
thickness (n) 
thief (n)hırsız
thin (adj)ince, zayıf
thing (n) 
think (v)düşünmek, akıl etmek
thinking (n)düşünme
thirsty (adj) 
this (dt) 
this (pron) 
thorough (adj)kapsamlı, tam
thoroughly (adv)tamamen
though (adv) 
though (c)…e rağmen
thought (n)fikir
thread (n) 
threat (n)tehdit
threaten (v)tehdit etmek, tehlikeye sokmak
threatening (adj)tehdit eden
throat (n)boğaz
through (adv) 
through (pr) 
throughout (adv) 
throughout (pr) 
throw (v)atmak
throw sth away  
thumb (n) 
Thursday (n) 
thus (adv) 
ticket (n)bilet
tidy (adj) 
tidy (v) 
tie (n)kravat, bağlantı, beraberlik
tie (v)bağlamak, bağlantısı olmak, berabere kalmak
tie sth up  
tight (adj)daracık, kıt kanaat
tight (adv) 
tightly (adv)sımsıkı
till  
time (n)zaman, süre, sefer
timetable (n)tarife
tin (n) 
tiny (adj)küçücük
tip (n) 
tip (v) 
tire (n)lastik
tire (v)yorulmak
tired (adj)yorgun
tiring (adj)yorucu
title (n)başlık, ünvan
to (pr)…mek, …mak, …e, …a, …için
to infinitive marker 
today (adv) 
today (n) 
toe (n) 
together (adv) 
toilet (n) 
tomato (n) 
tomorrow (adv) 
tomorrow (n) 
ton (n) 
tone (n) 
tongue (n)dil
tonight (adv) 
tonight (n) 
tonne (n) 
too (adv) 
tool (n)alet
tooth (n)diş
top (adj)en üst
top (n)en üst mevki
topic (n)konu
total (adj) 
total (n)toplam
totally (adv)tamamen
touch (n)dokunma, az miktarda
touch (v)dokunmak, etkilemek
tough (adj)zor, kaba
tour (n)gezi
tour (v)gezmek
tourist (n) 
towards (pr) 
towel (n) 
tower (n)kule
town (n)şehir
toy (adj) 
toy (n)oyuncak
trace (n)iz
trace (v)izini sürmek, kökenini bulmak
track (n)patika
trade (n)ticaret
trade (v)ticaret yapmak, takas etmek
trading (n)ticaret
tradition (n)gelenek
traditional (adj)geleneksel
traditionally (adv)geleneksel olarak
traffic (n) 
train (n)tren
train (v)eğitmek
training (n)öğretim
transfer (n)transfer
transfer (v)nakletmek
transform (v)değiştirmek
translate (v)tercüme etmek
translation (n)çeviri
transparent (adj) 
transport (n)taşıt
transport (v)taşımak
trap (n) 
trap (v) 
travel (n)gezi
travel (v)seyahat etmek
traveller (n) 
treat (v)davranmak, tedavi etmek
treatment (n)tedavi, davranış
tree (n) 
trend (n)eğilim, moda
trial (n)duruşma, deneme
triangle (n) 
trick (n) 
trick (v) 
trip (n)gezinti
trip (v)çelme takmak, sekmek
tropical (adj) 
trouble (n)bela
trousers (n) 
truck (n) 
true (adj)doğru
truly (adv)gerçekten, içtenlikle, tam anlamıyla
trust (n)güven
trust (v)güvenmek
truth (n)gerçek
try (v)denemek
tube (n) 
Tuesday (n) 
tune (n) 
tune (v) 
tunnel (n) 
turn (n) 
turn (v)dönmek
twice (adv) 
twin (adj)ikiz
twin (n)ikiz
twist (n) 
twist (v) 
twisted (adj) 
type (n)tür
type (v)daktiloyla/klavyeyle yazmak
typical (adj)özgün
typically (adv)tipik olarak
tyre (n) 
ugly (adj)çirkin
ultimate (adj)en yüksek
ultimately (adv)en sonunda
umbrella (n) 
unable  
unable (adj) 
unacceptable  
unacceptable (adj)kabul edilemez
uncertain  
uncertain (adj)kararsız
uncle (n) 
uncomfortable  
uncomfortable (adj)rahatsız
unconscious  
unconscious (adj)baygın
uncontrolled  
uncontrolled (adj)kontrol edilemeyen
under (adv) 
under (pr) 
under control  
underground (adj) 
underground (adv) 
underneath (adv) 
underneath (pr) 
understand (v)anlamak
understanding (n)anlama, hoşgörü, anlaşma
underwater (adj) 
underwater (adv) 
underwear (n) 
undo  
undo (v) 
unemployed  
unemployed (adj)işsiz
unemployment  
unemployment (n)işsizlik
unexpected  
unexpected (adj)beklenmedik
unexpectedly  
unexpectedly (adv)beklenmedik bir şekilde
unfair  
unfair (adj) 
unfairly  
unfairly (adv) 
unfortunate (adj)şanssız
unfortunately (adv)maalesef
unfriendly  
unfriendly (adj) 
unhappiness  
unhappiness (n)mutsuzluk
unhappy  
unhappy (adj)mutsuz
uniform (adj) 
uniform (n) 
unimportant  
unimportant (adj)önemsiz
union (n)birlik, sendika
unique (adj)eşsiz
unit (n)birim
unite (v)birleştirmek
united (adj)birleşmiş
universe (n)evren
university (n) 
unkind  
unkind (adj) 
unknown  
unknown (adj)bilinmeyen
unless (c)…mezse / …mazsa
unlike  
unlike (adj) 
unlike (pr)…nın aksine
unlikely  
unlikely (adj)mümkün olmayan
unload  
unload (v) 
unlucky  
unlucky (adj) 
unnecessary  
unnecessary (adj)gereksiz
unpleasant  
unpleasant (adj)hoş olmayan
unreasonable  
unreasonable (adj) 
unsteady  
unsteady (adj) 
unsuccessful  
unsuccessful (adj)başarısız
untidy  
untidy (adj) 
until (c)…e kadar
until (pr)…e kadar
unusual  
unusual (adj)sıradışı
unusually (adv)alışılmamış
unwilling  
unwilling (adj)isteksiz
unwillingly (adv)isteksizce
up (adv) 
up (pr) 
upon (pr) 
upper (adj)üst
upset (adj)üzüntülü
upset (v)üzmek
upsetting (adj)üzücü
upside down (adv) 
upstairs (adj) 
upstairs (adv) 
upstairs (n) 
upward (adj) 
upwards (adv) 
urban (adj)kentsel
urge (n)dürtü
urge (v)ikna etmek
urgent (adj)acil
us (pron) 
use (n)kullanım
use (v)kullanmak, harcamak
used (adj) 
used to (v) 
used to sth/to doing sth  
useful (adj)kullanışlı
useless (adj)faydasız
user (n)kullanıcı
usual (adj)olağan
usually (adv)genellikle
vacation (n) 
valid (adj)geçerli
valley (n)vadi
valuable (adj)pahalı, değerli
value (n)değer, önem
value (v)değer vermek
van (n) 
variation (n)değişiklik
varied (adj)çeşitli
variety (n)çeşitlilik
various (adj)çeşitli
vary (v)değişim göstermek
vast (adj)geniş
vegetable (n) 
vehicle (n)araç
venture (n) 
venture (v) 
version (n)sürüm
vertical (adj)düşey
very (adv)çok
via (pr) 
victim (n)kurban
victory (n)zafer
video (n) 
view (n)görüş
view (v)görüş bildirmek
village (n)köy
violence (n)şiddet
violent (adj)şiddetli
violently (adv)şiddetle
virtually (adv)neredeyse
virus (n) 
visible (adj)gözle görülebilir, göze çarpan
vision (n)düş, görme yeteneği
visit (n)ziyaret
visit (v)ziyaret etmek
visitor (n)misafir
vital (adj)önemli, yaşamsal
vocabulary (n) 
voice (n)ses
volume (n)hacim, cilt
vote (n)oy, oylama
vote (v)oy kullanmak
wage (n) 
waist (n) 
wait (v)beklemek
waiter (n) 
waitress (n) 
wake (up) (v) 
walk (n) 
walk (v) 
walking (n) 
wall (n) 
wallet (n) 
wander (n) 
wander (v) 
want (v)istemek
war (n)savaş
warm (adj)ılık
warm (v)ısınmak
warmth (n) 
warn (v)uyarmak
warning (n) 
wash (v)yıkamak
washing (n) 
waste (adj) 
waste (n)kayıp, atık
waste (v)israf etmek
watch (n)kol saati
watch (v)seyretmek, dikkatli olmak
water (n)su, sulak arazi
wave (n)dalga
wave (v)sallamak
way (n)şekil
we (pron) 
weak (adj)güçsüz
weakness (n)zayıflık
wealth (n)zenginlik
weapon (n)silah
wear (v)giymek, yıpranmak
weather (n)hava durumu
web (n)
website (n) 
wedding (n) 
Wednesday (n) 
week (n) 
weekend (n) 
weekly (adj) 
weigh (v)tartmak, hesap etmek
weight (n)ağırlık
welcome (adj) 
welcome (n)karşılama
welcome (v)karşılamak
welcome (ex) 
well (adj) 
well (adv)iyice
well (ex) 
well known (adj) 
well-known  
west (adj)batı
west (adv) 
west (n)batı yönü
western (adj)batıya ait
wet (adj)ıslak
what (dt) 
what (pron) 
whatever (dt) 
whatever (pron) 
wheel (n)tekerlek
when (adv) 
when (c)…dığı zaman
when (pron) 
whenever (c) 
where (adv) 
where (c) 
whereas (c) 
wherever (c) 
whether (c) 
which (dt) 
which (pron) 
while (c)…iken
while (n) 
whilst (c) 
whisper (n) 
whisper (v) 
whistle (n) 
whistle (v) 
white (adj) 
white (n) 
who (pron) 
whoever (pron) 
whole (adj)bütün
whole (n) 
whom (pron) 
whose (dt) 
whose (pron) 
why (adv) 
wide (adj)geniş, kapsamlı
widely (adv)yaygın biçimde
width (n)en
wife (n) 
wild (adj)vahşi
wildly (adv) 
will (n) 
will (v) 
willing (adj)istekli
willingly (adv)isteyerek
willingness (n) 
win (v)kazanmak
wind (n)rüzgar
wind (v)sarmak
wind sth up  
window (n) 
wine (n) 
wing (n) 
winner (n)galip
winning (adj) 
winter (n) 
wire (n) 
wise (adj) 
wish (n)istek
wish (v)istemek, dilemek
with (pr) 
withdraw (v)çek(il)mek
within (pr) 
without (pr) 
witness (n) 
witness (v)şahit olmak
woman (n)kadın
wonder (v)merak etmek, şaşırmak
wonderful (adj)harika
wood (n)odun, ağaçlık
wooden (adj)ahşap
wool (n) 
word (n)kelime
work (n) 
work (v) 
worker (n)işçi
working (adj)işle ilgili
world (n)dünya
worried (adj)kaygılı
worry (n)endişe
worry (v)endişelenmek
worrying (adj)can sıkıcı
worse  
worship (n)tapınma
worship (v)ibadet etmek
worth (adj) 
would (v) 
wound (n) 
wound (v) 
wounded (adj) 
wrap (v) 
wrapping (n) 
wrist (n) 
write (v) 
writer (n) 
writing (n) 
written (adj) 
wrong (adj)yanlış
wrong (adv) 
wrongly (adv)hatalı bir şekilde
yard (n) 
yawn (n) 
yawn (v) 
yeah (ex) 
year (n)yıl
yellow (adj) 
yellow (n) 
yes (n) 
yes (ex) 
yesterday (adv) 
yesterday (n) 
yet (adv)henüz
yet (c) 
you (pron) 
young (adj)genç
your (dt) 
Yours faithfully  
yours (pron) 
Yours sincerely  
Yours Truly  
yourself (pron) 
youth (n)gençlik
zone (n)bölge

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here